KURBAN BAYRAMI
Bayramları ve anlamlarını öğrenmeye, coşkularını yaşamaya başladığı küçücük yaşlarından kalma bir anıyı yaşatıyordu Asım her Kurban Bayramında. Kimi zaman utanarak, ama geçen yıllara rağmen hala pişmansızlık…
İlkokul çağlarında, babasının imkânlarını zorlayarak aldığı kurbanlıkla arasında kurduğu sıcacık dostluğu hatırlıyordu anılarının içinde. Küçücük çocukken, o zaman için bir kim bilir kaç liraya alınan, bir gün ve bir gece konukluğun sonrasında keskin bir bıçağın ucunda son bulacak arkadaşlığın ölümsüzleştiğini düşünüyordu ilerlemiş yaşına karşın…Yıllar öncesinde kapkara gözleri, isyansız sakin duruşu beyaza yakın postu ile bayramın hakkını vermek için alınan, eliyle besleyip suyunu içirdiği, ipinden tutup gezdirdiği koyunu ve ona sunduğu özgürlüğü unutamıyordu. Öylesi güzel ve suçsuzken onu ölümün elinden koparışını, gizli çocuksu bir gururla taşıyordu yılların üstüne…Gerçeklerden uzak, onunla oynayarak yaşanmış bir günün sonunda hunharca kesilmesi, sofralarına yiyecek olarak gelecek olması ve onun öleceği gerçeğini kabul edemeyip kaçmasına yardımcı olması. İkisi arasında bir sır olarak kalakalmıştı.
Babasının paralarının boşa gidişi, kurban kesilememiş bir bayramı yaşamaları. Çalındı mı? Kaçtı mı? Gerçeğinin hiç ortaya çıkmaması, suskunlukla ve savunmalarla geçen kaçamakları çocukluk anılarının içinden çıkıp geliyordu yıllar yılı.Kurtarmıştı ya onu. Hepsi için değilse bile sadece bir tanesi için bir şey yapabilmişti ya. Bekir belki bir denizyıldızı için değil, bir kurbanlık koyun için bir şeyler yapabilmişti.Çocukluktan doğan cesaret ve kararsızlığı ile kimsenin görmediği bir akşam saatinde ipini çözmesi. Koyunu itekleyerek yolun başına bırakması, ülke kurtarmış komutan kıvancını yaşamasına, ama suçunun da açığa çıkacağı korkusunu günlerce yaşamasına sebep olmuştu.Yüreği geçen zamana rağmen hala bu emri, bu görevi kabullenememişti. O minicik hayvanların kesilmesine bayram sevinçleri içinde yer verememişti. Kendisi böylesi bir gerçeği yapamamıştı. Kulaklarından, zamanlarını bekleyen koyunların melemelerini hiç atamamıştı. Boynunu çaresiz kasabın ellerine bırakan hayvanların, masumiyetine dönüp bakamamıştı.
İçinde; çocukluğundan kalan bu tür suç işleme isteğine uyarak her sonunu bekleyen koyunu kaçırma arzusu duyardı. Kendisini hep onların yerine koyarak, yaşama şanslarını hep armağan etmeyi düşlerdi. Hiçbir zaman o eski günler kadar cesur olamadı ama her bayram, akıbetini bir daha öğrenemediği sırdaşının kurtulduğunu umarak ve o anıyı anımsayarak yaşadı. Hepsi için değilse bile bir tanesi için başarmış olmanın tadını unutmadı.Bayramların gönüllerde yarattığı coşkuyu bu anıyla yaşadı. Yaşı küçük, yüreği büyük bir insan olmanın tohumlarını yıllardır gizli kalan sırrında simgeleştirdi.Dinimizin gereği olan, ama son yıllarda tüm toplumu rahatsız eden bu görevin; küçücük çocukları ve tüm bireyleri rahatsız eden boyutlarından kurtulması ve daha çağdaş, katliamdan uzak metotlarla yerine getirilmesini dileyip. BEKLEDİ.
