Dün yeni bir yaş almam gerekiyormuş. Hadi dedim,gideyim alayım şu yaşı nereden veriliyorsa.
Bizim 45 senelik kabine üyeleri; gel dediler Kızılay’da yiyeceğiz,içeceğiz,mum üfleceğiz üstüne bir de sana yaş verecez. Durur muyum.Emir demiri keser bizde.Gel deyince gidecek,ye deyince yiyecek,yaş al deyince alacaksın.Bu emir ve komuta zinciri içinde Ankara’nın en merkezi semti olan Kızılay’a yer altı treni ile ulaştım.
Yer altı treni…Bakın bendeki şu karizmaya metro demiyorum da yer altı treni diyorum.”Efsaneler kasımda doğar”diyorlar .Haklılar ya, ben bir efsaneyim😄
Trenin Kızılay durağında indim.Bu durağın sonradan ismi değişti 15 le başlayan bir şey oldu ama ben her değişikliği sevemediğimden kullanmıyorum.Neyse indim yer altında durakta,baktım etrafımda hepsi erkeklerden oluşan bir sürü insan var.Yerlerde hasırlar üstünde pozisyon almış bekliyorlar.Önce hayranlarımın beni karşıladığını, yerlere eğildiklerini umut edip şımarsam da,sonradan bu insanların cuma namazı kılan din kardeşlerimiz olduğunu görüp utandım.Çarşıdaki dükkanlar kapalı,tüm koridorlarda alabildiğine insan çokluğu var.
Beynim döndü bu manzara karşısında.Kalabalıktan çıkacağım yönü,kapıyı bulamadım.Yanımdan geçen bir genç delikanlıya YAVRUM KARAMÜRSEL TARAFINA NEREDEN ÇIKAYIM DEDİM.Çocukcağız saf saf baktı yüzüme.Karamürsel ne teyze?Dedi.
Karamürsel;arkadaşların,dostların sevgililerin önünde buluştuğu Kızılay’ın en büyük,en ünlü mağazası diyemedim. Diyemedim çünkü yıllardır yoktu. Kapanmış yerine başka mağazalar açılmıştı.Yıllar akmış,gençler bizim kavuşma,kapışma ve kopuş noktamızı görememişlerdi.
Çok hüzünlendim buna.Kızdım geçen yıllara.Karamürselsiz aşk mı olur,sevda mı olur, randevu mu olur, buluşma mı olur diye söylenip yaşımı almaya gittim.
Ben mi yaşı aldım,yaşlar mı beni aldı bilmem ama ,Karamürseli hiç bilmeyen yeni yetmelerin içinde nesli tükenen bir kel aynak olduğumu biliyorum.Dün öğrendim çünkü.
8 KASIM

Dediler ki