YÜREK ATMA TÖRENİ
Mavisini yitirmişti çalkanan deniz giymiş kışlıkları, şiddetli bir lodos koparıp alıyordu, hayattaki alışılmışlıkları.Sadece balıkçılar yaşıyordu günü, üzerlerinde yağmurlukları. Tuzlu bir ıslaklıktaydı Ebru nun yaşayıp, yaşattıkları.Ayakları canlandırdı ıslak kayalıkları.Yuvarlandı birer birer, o ıssız bayırın taşları. Ebru oturdu bir kayaya, yüzünde yaşamışlıkları. Onu tutup getirmişti oralara dindiremediği ıstırapları. Başbaşaydılar şimdi bir kendi, bir unutamadıkları
Ebru nun suskundu gözleri, adeta delecekti ufukları. Bir asırlık yaşta gibi, çöküvermişti omuzları. Gün gün çoğalmıştı saçlarında akları.Artık yabancıydı, yıllar içinde tanıdıkları. İsyanlara gömmüştü, çıkarcı arkadaşlıkları. Kimsede bulamamıştı, bir ömür bağlılıkları. Romanlarda okumuştu sadece ölümsüz aşkları, şarkılarda dinlemişti delice sevdaları. Bir bir, toprağa armağan etmişti hayatla vedalaşanları, yüreğinde Roma yangınıydı onların acıları. Bir sigara dumanında içine aldı sahile ait kokuları. Kararlıydı o gün yok edecekti tüm acı ve anıları. Beyninden silecekti yanılgıları, lanetle anacaktı kimi hayatları.
Kalktı ayağa, onu izleyen iki göze yabancı, istemesiz titredi Ebru nun bacakları. Yüreğini sol göğüs altından söküp, attı denize sevindirdi balıkları. Güldü yüzü o saniye, duyumsamıyordu artık kıvrandıran acıları. Yeni bir yaşama yürüdü, yüzünde sırları. Artık yüreksiz yaşayacaktı yarınları. Akamazdı kurumuş gözlerinden yaşları. Yağmur merhaba dedi, yolladı damlaları.
Ebru hızlıca yürüyüp sahil kahvesine girdi, gözleri taradı masaları. Sobanın yanında Aytül ü gördü tanışıp birlikte içtiler sigara ve çayları. Yürek atma töreni sonunda başladı masalsı dostlukları. Ebru anlattı, Aytül yazdı tüm yanlışlıkları.
Aytül Kahraman
