9-BEKİR

BEKİR

Güneş, tepelerin ardında son kızıllığını terk edip gideli, gün geceye geçeli bir  iki saat olmuştu.Ardında kanlar içinde cansız bir beden ve gözü yaşlı insanlar bırakarak kalabalıklar arasına karışmıştı Bekir. Bu kaçışı noktalayacak, gitmesi gereken yere onu götürecek otobüse  terminalden binerek İstanbul dan uzaklaşmıştı.

Yaşayıp, yaşattığı  şoku üzerinden günler geçmesine rağmen atamamıştı. Saklandığı evde izlediği haberlerdeki görüntüler gözünün önünden gitmez olmuştu. Koca bir boşluk doldurmuştu beyin ve yüreğini. Hep yolu kesilecek gibi tedirgin ve korkaktı artık. Tetiğe dokunurken ki cesaret ve inancını yitirmiş, büyük bir yorgunluk ve gerilimde boğulmuştu son işinde.

Geceleri gözlerini, uyumak isteği ile defalarca kapatmış, fakat her seferinde de arkada bıraktığı olayı tekrar yaşamaktan  kurtulamamıştı. Uyuyamamıştı son günlerde hiç… Yıllardır kaçıncı kez yaptığı tetikçilik sonrası, ilk kez bu duyguları yaşıyordu. Daha gençken kendisine verilen emirleri sorgulamasız ve daha cesur tamamlardı oysa. Yıllar içinde; kaçarak, sık sık şehir değiştirerek saklanmış ve değişik hedeflere çevirmişti namlusunu.Vicdan sızısı hiç duymamış, emirlere uymuş, kaçmış kaçmıştı.

Fakat İstanbul’da servis bekleyen polislere ateş açtığı o gün aynaya bakamamıştı ilk kez… O bembeyaz güzel günde,  karları kırmızıya boyayan ve gözleri gökyüzüne takılı kalmış polisi, ailesini, çocuklarını televizyonda gördüğünden beri kendinden tiksinmeye başlamıştı. Ellerindeki kan kokusu geçmemişti hala. Her gece kabuslarında o günü yaşamış ve olay sonrası  haberlerde gördüğü o minicik yeşil gözlü polis oğlunun kalabalığa takılı gözlerini unutamamıştı. İlk aşk gibi,son cinayette de unutulamıyordu işte.

Adı Güven’di oğlanın, gazetelerden okumuştu. Güven’in anlayamadığı duygularla, annesinin eteğine sarılıp etrafa bakan korku dolu hali,Türk bayrağına sarılı tabut kendi çocukluğuna götürmüştü Bekiri.Acılı, dövüşlü dayaklı,gözyaşlı, sokaklarda geçen babaya hasret yıllarını anımsatmıştı.Sarılıp saklanacağı bir baba kucağı hiç olamamış, anasının gücü hayat içinde kaybolup gitmesine yetmemişti.

Küçücük bir çocuğun kaderini, kendi kaderine benzeten günahını hatırlayınca  yine daraldı yüreği, bir sigara daha yaktı.Uzaklara baktı.”Güven dedi ahh Güven”…

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir