Metroda giderken, önümde duran genç kızın ayaklarına takılıyor gözüm.Spor ayakkabılarının içinde çorabının olmadığını görüyorum.Ya da babet tipi çorabı var ama ben göremiyorum.
Ankarada kasım ayında sabah ile akşam saatlerinde çok artan ve gün boyu süren bir ayaz vardır. Güneş olsa bile soğuktur.Yani bu mevsim, çorapsızları sevmez. Üşütür, çok üşütür hem de.
Gözlerim kızın ayaklarındayken annemin sözleri geliyor kulağıma. “Ayaklarınızı üşütmeyin. Ayaklarınızı üşüttüğünüz takdirde yumurtalıklar, üreme organları, mide, bağırsak, böbrekler, idrar yolları, basur, romatizma ve safra hastalıklarına zemin hazırlanmış olur. Ayaklarınızı Sıcak tutun.”deyişi ve bir doktor bilgeliyle bizleri uyarmasını hatırlıyorum.
Bu genç kızın annesi de bunları söylüyormudur,veya evladı evden çıkarken böyle incecik ve korunaksız giyindiğini görebilmişmidir?Yanıtları bana meçhul.Ancak benim anam bu konularda çok titizdi.Hep uyarır öğretirdi bize.
Bugün pamuk anamın bizi bırakıp, yurt değiştirdiği günün yıl dönümü.1996 yılından beri annesiziz biz.Ama çoraplarımız hep ayağımızda.Ayaklarımızı hep sıcak tutuyoruz.Başımızı da serin.Hiç unutmuyoruz anne hiç,seni de çoraplarımızı da.Sen rahat uyu…
AYAKLARINI SICAK TUT
