GİYSİ KUMBARASI

Caddenin köşesine belediyenin koyduğu kullanılmış giysi ve ayakkabı kumbarasının önünde beyaz bir araba durdu bu sabah.Kumbaranın hemen yanında 2 adet çöp konteynerı de vardı.

Yeni yılın ilk çalışma günü ve sabahın çok erken bir saatiydi ve henüz gün aydınlanmamıştı bile.Ama çalışanlar ve öğrenciler yollara düşmüşlerdi.Araçtan inen adam 4-5 torbadan oluşan kullanılmış eşyaları kumbaraya atmaya başladı.

Daha doğrusu hemen başlayamadı.Haylice uğraştı.Çünkü poşetler çok dolu olduğundan kumbaranın daracık kapağından içeri giremedi. Adam aklını kullanıp giysi poşetlerini, silkeleyerek kumbara içine boşaltmaya başladı.

Geriye sadece öncekilerden biraz daha kaba ve kalıplı bir poşet kaldı.Ancak işine geç kalacağı kaygısına birden kapılan adamcağız, bu son poşetin içindekilerini tek tek içeri boşaltmaktan vazgeçerek, kutunun kapağına sert bir hareketle sıkıştırıp çok hızlı bir şekilde arabasına binip gitti.

Adam gitti dakikalar sonra yaya kağıt toplayıcılarından biri çöp konteyner karıştırma görevi için olay yerine geldi.Kara kuru gencecik bir çocuktu gelen.Çöp kutularına yöneldiği anda kumbaranın ağzından kendisine bakan şişkince torbayı fark edip koştu,aldı.Kaldırımın hemen kıyısına boşaltığı torbanın içinden çıkan ayakkabıları tek tek inceledi,çiftleri yan yana koydu.Beğendiklerini  giyip denedi.Yüzünde büyük bir sevinç vardı.

Kendi ayağındaki ayakkabıları bulduklarından daha eski kabul etmiş olmalı ki onları hemen kumbaradan başka biri için içeri attı. Yeni giydiği ayakkabıya uzun uzun baktı.  Pat pat diye ayaklarını yere mutlulukla vurarak o yana, bu yana yürüdü,halay çeker gibi hareketler yapıp ayaklarını seyretti.

O yeni yılın ilk armağanını almıştı.İşe geç kalan adam poşeti kapağa sıkıştırıp gitmese kavruk oğlan armağansız kalacaktı.Hayat planını bizden habersiz hep yapıyordu zaten.Çocuk yerde kendisine bakan ayakkabıları çoşkuyla toplayıp,koca çuvallı arabasını   çekiştirerek yürümeye başladı.Yaşarken birinin vazgeçtiği bir şeyler, bir diğerinin sevinci olabiliyordu demek.Nasip, kısmet böyle bir şeydi işte…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir