Annesine babasına kardeşlerine aşırı bağlı bir kızdım ben.Onlarsız bir hayatı düşünemez hep onları kaybedeceğimden korkardım.Sanırdım ki onlarsız ölürüm.Tüm bu duygular içindeyken Erzurum’a gelin gidiverdim.Eşim oralı değildi ama orada görev yapıyordu.Düğün sonrası çok karlı bir şubat gününde o zamanlar Dadaş Turizm şirketinin 16.30 da Ankaradan kalkan otobüsüyle ailemi ardımda bırakıp ilk kez Erzurum’a gidişimi, yani yaşarken ölüşümü,16 saat süren yol boyu ağlamamı hiç unutamam. Sabahın ilk ışıklarıyla birden bire karşımıza dikilen Palandöken dağının görüntüsünü bugün bile gözümde aynen canlandırabilirim.O ilk gurbetim,ilk sızım hala kanar yüreğimde.Bundan dayanamam yuvasından ayrı düşene. 2 ay boyunca ayrılığa alışamamıştım. Veda ettiğim Ankaraya dönmek,aileme kavuşmak için çok çaba sarf etmiştim.23 Nisan tatilini birleştirip, rapor alarak geldiğim baba evinde, kocamı kötülemek için her entrikayı yaptım.Derdim beni bir daha uzağa yollamasınlardı.Attım tuttum masum adamın aleyhinde. Annemi ikna etmeye,inandırmaya çalıştım yalan olan her şeye.Görücü usulü ile evlendiğimden, bana inanırlar,bir daha Erzurum’a göndermezler sanıyordum. Hiç de öyle olmadı. Aksine, bizimkiler beni öyle bir paketlediler ki, kırk senedir ben bu ambalajı açamadım😁Tüm suçları,söylediğim tüm bahaneleri bavuluma öyle bir yerleştirdiler ki, bir daha hiç dışarı çıkaramadım. Durup dururken niye anlattın bunu derseniz,bazen anneler ve babalar kararlı olmalı diye düşünüyorum. Evlatlara bazı konularda arka çıkmak büyük hataları beraberinde getiriyor. Ailecek evlenip,ailecek boşanan gençler ve yıkılan yuvalar için çok üzülüyorum. Evlatlarını hep haklı bulan ve boşanmaya teşvik eden büyükleri hatalı buluyorum.Ailem bana yüz verseydi,inansaydı ben onlara güvenip şımaracak hemen boşanmaya kalkacaktım eminim.Bir daha da asla evlenemezdim. Hayat anasız babasız yaşamayı öğrettiği gibi,bir zamanlar kötüleyip kurtulmak istediğin adamı can dostun,tek tanen,Tosun paşan, can yoldaşın da yapabiliyor.Bunu gençler bilsin istedim.
HAYAT ÖĞRETİR
