Yine bir milli bir bayramı milletçe kutladık.Bize bu ülkeyi, cumhuriyeti armağan eden büyük önder Atatür’ e olan sevgi ve özlemimizi ifade etmeye çalıştık.Benim bugünkü yazımda amacım her biri birer vatan ve Atatürk sevdalısı olan sizlere haddimi aşarak yazı yazıp milli duyguları şahlandırmak değil.
Buna gerek yok. Çünkü benim canım dostlarım olan sizlerin, laikliğe,demokrasiye cumhuriyete, Mustafa Kemal e gönülden bağlılığınızı zaten biliyorum.Aksi olanlar zaten beni sevmez, ben de onları sevmem.Kazara düşmüşlerdir benim sepete.Belki olgunlaşırlar diye ben ses etmiyorumdur onlara.
Neyse, ama ben dün beni çok duygulandıran çok güzel bir olayı yazmadan da duramayacağım.30 Ağustos günü saat 11.17 saatinde sahildeydim.Üzerimde mayomla suda debeleniyordum.Benim gibi aşırı sıcağa dayanma yolunu denizde bulan yetişkin ve çok sayıda çocuk kendi halimizde oynuyorduk.
Birden yakın köyde çalan uzun siren sesi ile yüzen, yatan, koşan ne kadar insan varsa kumsalda dikkat kesildik.Saygı duruşuna davet olduğu bilinciyle herkes hazır ola geçti.Kimse kimseye dur, kalk, sus dememişti. Denizdeki kıpırdamadı şezlongtakiler ayağa fırladı, taş atan, kova dolduran çocuklar sus pus oldu.Derinde yüzen adamlar bile durdu.
Sirenin ardından okunan istiklal marşını yine üzerimizde mayolar ve boğazımıza dek suda söyledik.İnsanlar bağırdı ben de bağırdım.Büyülü bir andı sanki.Minicik çocuklar bile çıt çıkarmamış ve kıpırdamamıştı.
Ömrümde ilk kez milli bir günü ve kutsal bir anı bu dekorda yaşadım.Asla unutmayacağım.Sonra balıklama daldım suya derinde gittim gittim. Ağladığımı etraftakiler görmesinler istedim.O kadar güzeldi ki anlatamam…Mayolu nice insan asker duruşundaydık.Öğretsen,tembihlesen, dileyip,planlasan olmayacak bir birliktelik yaşanmıştı insanlar arasında.Atatürk ün oğlu kızı kardeşi akrabası olup ona sahip çıkmanın hazzıydı yaşanan.O kimsesiz değildi çünkü.Biz vardık,elimizde silah üstümüzde üniformamız da olmasa kalbimizde; yurdumuza, Atamıza sevdamız vardı.Hep de olacak.
