KARANLIK

Gün be gün, hava daha erken saatte kararmaya devam ediyor.2 ay evvel aydınlık  olan  bu saatler şimdi akşamın ilk saatleri oldu bile.Akşam yaklaşıyor. Güneş son bir, iki kırık ışığını bırakıp tepelerin ardında kaybolmaya niyetli.Biten yazın, gelen kışın öncelikli habercisi;havanın erken kararması zaten.

Sokaklar boşalıyor,evler doluyor karanlık erken geldikce.Hüzün artıyor  bu saatlerde.Hava biraz serinledi.Sabah ve akşam ceketsiz çıkılmıyor.Öğlen saatlerinde güneş ısıtmaya çabalıyor bizleri.Eylül bitti, Ekim ise  ilk haftadan yedi bile. Çok çabuk geçiyor zaman. Ve ben, zamanın hemen geçmesini istemeyecek yaşlardayım artık.

Kış mevsiminde  ben kendimi bir fanus ya da, akvaryum içindeki balık gibi hissediyorum.Sanki Dünya’ya, burnumu dayadığım, bir camın ardından bakıyorum.Kimi kavramlar,kimi kişiler ve olaylar çok uzak, çok yabancı geliyor bana. Evde kısıtlı bir hayatı devam ettirme gayretimiz sıkıyor beni.Kendimi yabancı hissediyorum olayların içinde.Özgürlüğümü kaybetmişim de gelip beni bulmasını bekliyorum aylar boyu.Her günüm, arasına karbon kağıdı konulmuşcasına aynı oluyor bazen. Kalkıştan yatışa kadar rutin eylemler içinde oluyorum.Ekim geldi ve yine akvaryuma düştüm ben.

Akvaryum dedimde aklıma geldi. Ben küçükken bizim evde kocaman bir akvaryum vardı.İçinde  japonundan, lepistesinden rengarenk  balıklar gezerdi.Babam çok sever, uğraşır temizlerdi cam kutuyu.Suyunu değiştirmek, ailevi kutsal bir görevdi.Pazar sabahı, hepimiz seferber olurduk akvaryum için.

Geceleri salonun ışığını kapatır,ailecek seyre dalardık akvaryum alemini.Huzur veren, dinlendiren bir görüntüydü izlediğimiz.Cırt gider, cırt döner, pırt diye de camdan dışarı bakar yem ararlardı balıklarımız.Cam kutu içinde yapma çiçekler, yosunlar, süsler vardı.

Bir  sabah uyandığımızda, tüm balıklarımızın gece kaçak yapan su temizleme  aleti yüzünden telef olduğunu görünce, ailecek çok ağlamış ve bir daha akvaryumu canlandırmamış,vermiştik meraklı birine.

Bizim gibi yufka yürekli insanın işi değildi evde hayvan barındırmak.Matemimiz günlerce sürmüştü çünkü.Ya niye yazdım şimdi bunları.Kış  derken nereye vardım gene.Valla bilmiyorum sözcük sözcüğün peşine takıldı böyle oldu işte.