MASALLAR AĞLIYOR

Üvey annesi ve kızlarının eziyetlerine katlanan Külkedisi, kıskanç cadıların işkenceleriyle üzülen pamuk prenses ve Rapunzel,ormanda yollarını kaybedip cadının eline düşen Hansel ve Gratel ile kurdun saldırısına uğrayan Kırmızı Başlıklı Kızın masallarıyla büyüdük biz.Her dinleyişimizde ağladık,çok üzüldük.

Kötülükleri,kötü insanların varlığını bize anlatılan bu öyküler ve masallarla öğrendik.Filmlerde gördük beterlerini, korktuk.Bizi hayatın ve insanların kötü yanlarıyla tanıştırmak ve eğitmek isteyen ailerimiz bu masum  masalları anlatırlardı bize.

Anlattıkları hiç bir hikayenin içinde sapıklar, çocuklara kadınlara oğlanlara hayvanlara tecavüz edenler,bebekleri para için öldürenler,kendi öz be öz evladının öldürülmesine göz yuman anneler,kendi kız çocuğuna kadın gözüyle bakıp cinsel istismarda bulunan babalar,yeğenlerine çullanan amcalar, dayılar yoktu.Hırsız yoktu,dolandırıcı yoktu,kapkaçcı,yankesici,rontgenci sahtekar, şerefsiz yoktu.

İmam kutsaldı,öğretmen, asker,bakkal,kasap, polis,devlet görevlisi kutsaldı.Anne cennetlik baba ataydı.Allahı sevmeyi, gerektiğinde utanmayı ve insan olarak görevlerimizi hep bu anlatılardan öğrenmiştik.Kiminde gülmüş, kiminde bolca ağlamıştık.

Bremenin Mızıkacıları masalında öğrenmiştim ilk kez hırsızların varlığını. Eşya,para çalanlara hırsız dendiğini.Pinokyada yalanın kötülüğünü, dürüstlüğün erdem olduğunu kavramıştım.Burnum uzamasın diye hep doğruları söyleyip, yaptım ben.

Masallarımız sustu şimdi.Masallarımız eskidi artık.Masalların bile kötüleşemediği bir dünyada; temiz, lekesiz  ve daha az günahsız kalabilmenin gayretindeyiz artık.Bugün biz  masallara değil, masallar bize ağlıyor.Üvey anneler,cadılar,kurtlar bile tertemiz şimdi.