MESLEĞİM UYKU

Uyku diye bir meslek olsa ben hep mesaiye kalırdım eminim bundan.Çünkü en yakın limanım,en güvendiğim dostum gibidir uyku.Dünlerde de severdim kendisini,bugün ise kara bir sevda onunla yaşananlar.Yo çok uyumayı değil,erken uyumayı severim ben.

Gençliğimde gece yarılarına kadar oturmak,müzik dinlemek,yazmak çizmek gibi meraklı zamanlarımı saymazsam hep erken yatıp, erken kalmayı sevdim.Yastığı bulamayanlar,uykuya dalamayanlar gibi gece bekçilerine yoldaşlık etmeyi değil de zamanlı yatmak ve erkenden kalkmak daha iyi geldi bana.Sabahın 7 veya 8 inde günün yemeğini ateşe koymak harika oluyor mesela.

Benim sosyetik hanımlar gibi bir türlü patlayamayan afyonum hiç olmadı nedense.Çalıştığım yıllardan mı kaldı nedir,zıp diye kalktım,rap diye işe başladım hep.Sabah uyanamadığı için ısrarla öğlenci olmak isteyen meslektaşlarımın aksine beni bıraksalar mahalle imamıyla birlikte iş başı yapacak gibiydim.

Günün öğlene dek olan bölümünde yastığın altına dalıp uyuyabilenlere, gece karanlıkla sabaha dek yoldaşlık edenlere gülüyorum ben.Öyle bir günaydın diyorlar ki güneşe,saçları havaya dikilmiş, gözleri olmuş davul, hım hım dolanıp duruyorlar ayılana dek.

Ben aynısını devamlı yapsam, 2 gün sonra ayakta duramam.Gücüm tükenir,telef olurum.Uykusuzluğa, geç yatmaya hiç bedenim katlanamaz . Helal olsun gececi dostlara.Bedenleri iyi dayanıyor bu ritme.Gece yaşayıp,gündüz uyumak bana göre değil.İyi ki böyle bir huyum böyle bir mesleğim olmamış.

Baksanıza şu havaya mis ya mis.Sabahın 6 sı açmışım camı,çekmişim Ankara nefesimi.Yazmışım yazımı,içmişim çayımı.Ohhh beeee….Şükür uyanmışım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir