Çocuk yaşlarımda bizim sokaklarda ayı oynatıcıları olurdu.Burunlarına takılan halkalarla zincirlerle sahiplerinin peşi sıra gezen ayılar dayak yiyerek öğrendikleri bir kaç hareketi yapar alkış ve bahşiş alırlardı.Gece kadar kara adamlar,ellerindeki uzun sopalarla ayıları dürter,döver dururlardı.Tef çalarak gezen ayıcıların sesini duyan sokaklarda bir curcuna kopar çoluk çocuk gösteriye koşarlardı.Oynatıcının kötü sesiyle söylediği şarkıları ve ayı danslarını ben hiç sevmezdim. Bu eğlencenin ,hayvanlara yapılan işkencenin peşine düşer hayvan sahipleriyle didişir dururdum.”Vurma lan,sana vursalar iyi mi,bir gün seni de böyle çekerler,ayı oynayacağına sen oyna” benzeri argo tüm lafları söyler sonra duvarları atlar dayaktan kaçardım. “Kadınlar hamamda nasıl bayılır”,göster kızım herkese diye ayıya yaptırım uygulayan adamlara etmediğim küfürü bırakmazdım.Sinir oluyordum bu işi yapanlara.Hayvan hakkı falan bildiğim yoktu oysa,ama acıyordum hayvancıklara çok.Tefin içine para koyanlara posta atıyor,vermeyin lan yapmasınlar yüz bulup bu işi diyordum.Militanlığımın ilk hedefleri ayı oynatıcıları oldu galiba.Ayılar gelmez oldu mahallelerimize, benim çabalar boşa gitmemişti.Çıkmıştı hayatımızdan bu eğlenceler. Ayılar oynamaz olmuştu,ama oynatıcılar her dönemde dolanıp durdular. Meydanı boş bulunca hep fırlıyorlar orta çok yazık.Meydan yine boş kaldı galiba.
MEYDAN BOŞ
