Yaşı küçükler özellikle ,okul öncesi dönemde olan minicik çocuklar genelde hiç bir oyuncaklarını paylaşamazlar.Oyun oynamak isterler,elinizden veya eteğinizden çekiştirir sizi oyuna oturtururlar ama elinize aldığınız hangi oyuncak olursa olsun gelir hemen koparırcasına elinizden alırlar.
Evcilik oynarsınız bebeği vermez, arabacılık oynarsınız,tüm arabaları koynuna saklarlar.Çünkü her şey onlarındır.Her şeyi kendileri oynamak kucaklamak isterler.Dokundurmazlar, vermezler,bölüşüp paylaşmazlar hiç bir eşyalarını.Sahip olma duygusu o yaşlarda çok baskındır.
Anne onundur,baba onundur mesela. Kardeşi varsa tek rakibi ve düşmanı odur.Kardeşinin açığını,eksiğini bekler dururlar. Yakaladığı an böyle bir durumu, anında kardeşlerini ispiyonlamaya koşarlar.Sonra yıllar geçer o minikler yaş alır,okullu olur arkadaşlarla oynamayı öğrenir, sosyalleşir ve gelişirler.Benler, biz olmaya başlar.
Çocuk çok hırslı,kıskanç ve haris değilse bu durum normal seyrinde ilerler zaten.Aksi durumlar azınlıktadır.Eğitimle kazanılan doğru davranışlar olduğu gibi, hiç bir eğitimin, telkinin,tavsiyenin terkettiremediği yanlış hareketlerde bazen kalır insan kişiliğinde. Paylaşamamak, kıskanmak ilerleyen yaşlarda hastalıklı hale gelebilir.
4 yaşında sarı saçlı bebeğini kimseye veremeyen kız 54 yaşında da kendisine ait hiç bir şeyden ayrılamayabilir.Bu kişilerle bir hayatı paylaşmak hayli zor olmalı.Oysa sevindirmek,mutlu etmek,vermek bölüşmek çok güzel duygular yaşatır insanlara.Keşke bundan kendilerini mahrum bırakmasa kimileri…
PAYLAŞMAK
