SAĞLIK VER RABBİM

Genellikle tekstil fabrilarında veya kuru temizleme şirketlerinde çalışan son ütücüler gibiyim. Aklımı taktım hastane ve ameliyat günlerime kafaları ütüleyip duruyorum.

Es kaza telefonla arayanları,kafasını kapımdan uzatanları esir alıyor anlatıyor, anlatıyorum. Girişimi anlatıyorum,çıkışımı anlatıyorum. Bitmiyor anılarım, bitmiyor anlatacaklarım. Kimse susturamıyor beni.Narkoz kafası harika oluyor.

Bir de yazıp duruyorum habire. Okuyanlar perişan.Eee yaşanan büyük korkular sonrası böyle vitesten atmak normaldir deyip, bana azıcık daha katlanın bari.
Çünkü bugünkü yazım yine son 10 güne ait duygularımdan doğacak sanırım.

Taburcu oluncaya dek hastanede bulunduğum süre boyunca devletime; yiyerek, içerek hiç yük olmadım. Çünkü yemesi, bir yudum su bile içmesi günlerce yasaklı bir konuk olduğum için devlet bütçesine katkım oldu.Ancak 15 adet serumla da azıcık yük oldum galiba.Allah devlete,vatana, millete zeval vermesin.

Taburcu olduğum günün sabahında ilk kez elime tutuşturulan tepsideki bir parmak kalınlığındaki beyaz peynirle bile çok uzun süre bakışıp, buluşamamıştım.
Yiyemiyordum.
Oysa açtım, ne verirlerse yiyecek, ne sunarlarsa içeçek kadar açtım.Ve aç bırakıldığım zamanlarda sahip olduğum tüm değerlerin kıymetini anlamıştım.

Koşa koşa(koşamaya koşamaya) evime geldiğim ilk gün Balıkesirli Sarı Meleğim Betül ün muhteşem kahvaltısı,yemekleri ile hayatta bağlandım.Ne güzel kokuyordu,kızımın elinde pişen her yemek.Çok lezzetliydi her şey.

Allah kimseyi açlıkla da terbiye etmesin.Ama insan azıcık şifa bulunca ne yesem derdine düşüyor.Benim sarı melekte evine döndü,onsuz kaldık biz.Bugün ne yesek ki?Buyrun geçelim mutfağa.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir