SELAMSIZLAR

Apartmanın dış kapısında rastladığım 7-8 yaşlarındaki kız çocuğu kendisine zehirli elma uzatan cadıya bakar gibi korkarak  baktı bana.

Sanki o pamuk prenses, bense üvey annesinin onu ortadan kaldırmak için görevlendirdiği  cadıydım.Evet onun gözünde ben yaşlı bir cadıya benziyor olabilirdim ama elimde elma sepetim,içinde de zehirli elmam yoktu.Sadece bir yıldır aynı apartmanda oturduğumuzu cam önü seyirlerimden öğrendiğim bu minik kızı rastlaşınca selamlamak gibi iyi bir niyetim vardı.

Ancak benim kendimce takındığımı sandığım en güzel gülüşüme ve sıcacık günaydın deyişime donuk, korkmuş bir ciddiyetle sessiz kalan bir prenses vardı karşımda.Anlaşılan o ki ben ne kadar cadıysam oda o kadar pamuk prensesti.Elektrik alışverişimiz olamamıştı aramızda.Yaşlı, genç iki komşu birbirimizi selamlıyamamıştık.Ben sevimli cüceliğimi yapmıştım ama küçük hanım annesinin yabancılarla konuşma uyarısını çok önemsemiş olmalı ki tüm mesafesini komşu teyzesine koymuş selamsız bir halde içeri girmişti.

Herkes haklıydı.Anneler haklı,çocuklar haklıydı.Devir tehlike devri,devir sapıklar,art niyetliler devriydi.Bense yaşı ne olursa olsun karşılaştığım her insanı selamlamak gibi sıra dışı bir alışkanlığa sahip olarak tek suçluydum.Ben de kadınlara kocamı elimden alacakmış gibi korkak, erkeklere malımı gaspedecekmiş gibi dikkatli,çocuklara ise kapımı devamlı çalıp kaçacakmış gibi sinirli baksam ve başımı çevirsem başıma bunlar gelmeyecekti.Onlar haklı ben gene suçluyduk.

Sana ne selam vemekten, dostluktan,komşuluktan,insanlıktan müslümanlıktan.Sen de lanetlik etsene be Aytül.Bu mahkeme ne zaman adil bitecek anlamadım ben hakim bey…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir