SONBAHAR

Doğanın,sonbahar etkinliklerine eşlik etmek için aylardır uzak olduğumuz  Ankaradaki kış evimize döndük.Yaza ait ne varsa hayatımızda,hepsini yeniden özlemek için  gönlümüzün anılar odasına kitleyip düştük yola.

Geçen zamanlar,değişen şartlar ve zorunluluklar  ne çok değişiyor bizleri şaşırıyorum.Çok uzun yıllar, Kaz Dağlarına karlar düşene kadar kaldık yaz evinde.Tüm komşularımızın  arkasından suyu biz dökerdik. Apartmanın kapısını en son biz kilitler çıkardık.Hep sondaydık,hep sonuncuyduk.

Ancak son bir kaç sene  ile  bu defa da yaza, sevdiklerimize özgürlüğümüze,denize,kuma,şortlaratişortlara, en önce biz veda ederek sonbahara ve kışa koştuk.

Adım adım kaybettiğimiz sağlığımız yazları baharları ve mutlulukları bir bir alıyor elimizden.Yürürken yürüyemez,koşarken koşamaz,gülerken gülemez oluyoruz.Hoplaya zıplaya, şarkılar söyleyerek indiğimiz merdivenler baş düşmanımız oldu artık.Çıkamıyoruz,inemiyoruz.Ne yazık

Yatalak duygular,kötürüm günler, burnumuzı dayayarak camdan seyrettiğimiz tutsak hayatlar sarıp sarmalıyor  artık bizi.Yaşlılık diyorlar,kafa kağıtları eskidi diyorlar yakınlarımız.Tesellimiz bu olsun diye, inanıyoruz.

Yaz bitti.Sonbahara vardı doğa.Ağaçlar yaprakların rengini sarıya boyayıp dalından atmanın telaşında.Ben ise kaygı korku ve hüzünle onlara eşlik ediyorum.

Öbek öbek  birikip kaldırımlarda tepeler oluşturacak yaprakların ve temizleyicilerinin en hevesli seyircisi yine ben olacağım.Yapraklar düşecek düşecek ben düşmemek için direneceğim…