TASARRUF ŞART

Film seyretmeyi,sinemaya gitmeyi oldum olası hep sevdim ben.Duygusal komediler,romantik aşk filmleri, tarihi yayınlar öncelikli tercihim oldu.Ömrümde hiç korku filmi seyretmedim.Bilim kurgu, aksiyon ile vurdulu kırdılı,kanlı katilli filimleri de asla .

Yıllar boyu izlediğim yabancı filmlerde; Kiliselerdeki  nikah törenleri ve inananların din adamlarıyla olan diyalogları çok ilgimi çekerdi.Gelinlerin düğünlerde babalarının kolunda salona girip, damada teslim edilmesini çok severdim. Bu sahnenin duygusallığına imrenirdim.

Kendi düğünümde de bunu yapmayı çok  istemiştim.Ama babacığım; kızım konuklar yanlış düşünür inancımızı sorgularlar gel yapmayalım demişti.Yapmadık elbet.Eller ne der diye düşünüp kendi geleneksel girişimizi yaptık.Eller o zamanlar için önemliydi çünkü😫.Bugün olsa  o elleri dinler miyim ben.Asla umursamam.Elleri;eller eller şarkısı eşliğinde kazma küreksiz gömerim.

Yabancı filmlerde; manevi açlık ve korku yaşayan, pişmanlığa düşen insanların kendi din adamlarıyla dertleşmesini, hatta günah çıkartma ritüellerini ise dikkatli izlerdim. Bu inanışın bizim gavur diye küçümsediğimiz  insanlar için çok büyük bir zenginlik olduğuna inandım hep. Ne kadar güzeldi. Daraldıkça,bocaladıkça sığınacakları bir din adamları vardı islam dışında başka dinlere inananların.

Yanıtını bulamadığı soruları, dindiremediği acıları, geçiremediği vicdan azapları için inandığı dinin yetkin kişilerine sığınmak kadar doğru ve güzel bir kazanç olabilir mi?Bu eksikliği ben manevi dünyamda hep yaşadım.

Evet bizim dinimiz Allah ile kulunun arasına kimsenin girmesine müsaade etmez.Ruhban sınıfı yoktur islamda.İyiki de öyleymiş aksi olsa yanmış gitmiştik zaten hepimiz.Bilmedikleri arapçalarıyla kimbilir nasıl hizmet verirlerdi din adamlarımız bizlere.

Çıkmadan sevindireyim sizi.Diyanet işleri başkanımızın son aldığı arabanın tasarruf tedbirleri kapsamında alımı iptal edilmişmiş.Haberiniz olsun.Haydin koşalım tasarrufa…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir