48-TEMEL ATMA TÖRENİ

TEMEL ATMA TÖRENİ

Birbirlerini, ilk kez o gece görme ve tanıma imkânını bulmuş insanlar, üzerlerindeki yabancılığın çekingenliğini atamadan, oradan, buradan havadan veya sudan sohbet konuları yaratarak suskunluklarını bozma gayreti içindeydiler. Herkes, karşısındakinin beyninde ve gönlünde yer edinme isteği içinde, son derece ölçülü davranış ve konuşmalarıyla beğeni toplama çabasını sergiliyorlardı…

Ciddi yüzler, hanım hanımcık kadınlar, beyefendi beyler, kendisine verilmiş rolleri çok büyük bir görev sorumluluğu içinde yerine getiriyor, herkes gizli kapaklı işaretleşmeleri ve belli etmesiz incelemeleri yapıyordu. Bir bahane bulabilen ev sahipleri, mutfakta  birbirlerine olumlu yada olumsuz gözlemlerini fısıldıyor; kıkırdaşmalar korkuyla karışık bir çekingenlikle bastırılıyordu.İçlerinde sadece Perran, bir de Ufuk değişik bir duyguyu, heyecanı taşıyor, en tedirgin ruh halini onlar yaşıyordu.Onlar için, birileri böylesi bir ortamı yaratmış ve belki de gelecekteki bir yuvanın temelini atmak için toplanmışlardı. İkisi de hiç rahat değildi. Herkesin gözlerinin, dikkatinin üzerlerinde olduğunu bilmek, son derece sıkıcı bir ortamı yaşamalarını sağlıyordu. Duygular karmakarışıktı. Utanmalar beğeniye gebeydi. Duyulup algılanamayan sözcükler, bakılıp görülemeyen ayrıntılar onları çepeçevre sarmıştı. Görücüye çıkmış, niyeti beğenip beğenmemek olan insanlarla bir arada o saatleri tüketmek Perran için kolay olmamıştı.

Kadınlar için en zor işlerden biri de, görücüye çıkmaktır siz de bilirsiniz. En mahir yanlarını ortaya sermek için hazırlanan pastalar, börekler, çok itina ile pişirilmiş kahveler, giyilen en şık giysiler, ortaya çıkarılmış pırıl pırıl tabaklar ve bardaklar hep ilk ölçüyü maksimuma çıkarma gayretinin çabalarıdır. Beğenilmek, tek hedefidir evlilik adaylarının ve orada bulunan  herkesin .Zaman ilerler, gidişi belli eden sözler ve hareketler belirmeye başlar yüzlerde.Herkes derin bir rahatlığa ulaşmış,potlar kırılmadan, kahveler kucaklara dökülmeden, gece tamamlanmıştır. İl etap tamamlanmıştır.Kız evine götürülen çiçekler vazoda bu gecenin simgesi olarak erkek tarafının ardında kalakalır. Evdekiler de, merdivenleri inerek gidenler de, kapanan kapının ve uzaklaşan ayak seslerini dinleyerek saldırıverirler Perran’la, Ufuğun üstüne. Sorular birbiri ardına dizilir,yorumlar üretilir, herkes gezi ve gözlem raporlarını tek tek sunar.

Her türlü kaygı, gerginlik ve heyecan yerini rahatlığa ama bu kez meraka bırakmıştır. Bu ilk ve son geliş midir, yoksa bu birçok gelişin ilki midir? Bunu zaman, bunu sadece o iki kişi bilecektir. Zamanımızdaki gençlere ters gelse de yitirilmemesi gereken gelenek ve göreneklerimizden biri de budur.Bizi hem güldüren, hem de düşündüren bu çöpçatanlık serüveninin Perran ve Ufuğun ki gibi hep mutlu, hep neşeli ve hep sağlıklı birlikteliklerin başlangıcı olması ne güzel olur.

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir