Güne erken uyandım bu sabah.Hemen çıktım balkona.Yağmur yağıyordu inceden.Çok da tatlı bir serinlik vardı.Güneşşiz kapkaraydı gökyüzü.Sırtıma iliştirdiğim hırkaya sardım kendimi .Üşüdüm hafiften.
Tarak vurulmamış saçlarım horoz ibiği gibi dikilmiş haldeydi başımda.İnatçı bir kişiliğim yoktur ama nedense her uykudan kalkışımda saçlarım isyankar bir tutum sergiler ve inmezler yerlerine.İllaki bir kaç fırça darbesi yiyecekler tepelerine.Umursamadım bu durumu ve en uyuşuk halimle cam kenarındaki koltuğuma oturdum.
in cin top oynuyordu dışarda.Top bir ine,bir cine geçiyordu.Ne onları, ne de benim seksi halimi kimse görmüyordu.Siyah zemin üstüne sarı yeşil çizgili soket çoraplarım vardı ayaklarımda. Uyanınca bunları bulup hemen giymiştim.İdmana çıkmış Paf takımı elemanı gibi bir halim vardı anlayacağınız.
Yollarda büyücek su birikintileri oluşmuştu.Toz içindeki ağaçların,zeytinlerin, narların, çiçeklerin yağışla yıkanması harika görünmüştü gözüme.Bizim bloğun kadrolu elemanı olan tekir sarı kedi patilerinin ucunda zıplayıp karşı duvarın dibindeki çöp konteynerlarının yanına geçti. Sanki Banu Alkan mıncırık.
Beni camlar kapalı olduğundan göremedi. Görse balkonumun altında aylardır yaptığı gibi sevdalı erkek edası ile nöbete geçer,bakışlarıyla beni taciz ederek karnını doyurmamı beklerdi.Kahvaltı tabağındaki peynirden verdiğimdeki şımarıklığını ve sonra poposunu sallayarak gidişini bir görseniz Cemil ipekçi defilesinin baş mankeni sanırsınız tekiri.
Bugün eve mahkum, kasvetli ve sıkıcı bir gün olacak dedim kendi kendime.Böyle havaları sahil beldelerinde hiç sevmem çünkü ben.Yağmur yolunu kaybedip gelmemeli buralara.
Uyumalı gidip yatmalı ve güneşin bizleri hatırlayacağı zamana dek miskinlemeli diye niyetlendiğimde aklıma bu halimi sözcüklere dökmek geldi.Dökdüm işte.
YAĞMUR VAR

Dediler ki