Erzurumda görev yaptığım yıllarda mayısın dokuzu veya onunda kar yağışı ve kış soğuğunu görmüş şaşkınlığa uğramıştım.O gün yaşadığım duygunun benzerini bu sabah Ankara’da yaşadım.
Nisanın on birinde; ocakta şubatta hiç görmediğimiz kadar yoğun bir kar yağışı altındayız.Çiçek açmış, bütün hafta boyunca gülümsemiş kiraz çiçeklerimiz karlar altında şimdi.Yandılar,yalancı bahara kanıp yandılar.
Oysa ne kadar sevinmiştik yaz gelecek az kaldı diye.Gençler kısa kollu gezmeye başlamışlardı bile.Bizi kandırmayan,bizi aldatıp oyalamayan bir mevsimler kalmıştı o da uydu genel gidişata.Yıllar boyu bildiğimiz doğru kabul ettiğimiz her şey yer değiştiriyor.Biz nisan ayını kış mı yoksa bahar mı diye söylerdik hatırlayın bakalım.
Yaşadığınız yıllar boyunca yumurta kuyruğuna hiç rastladınız mı bunu da hatırlayın bakayım.Daha başka hatırlama konuları yazayım mı?Ne dersiniz.Bence hiç gerek yok.
Artık ne sorulacak soru ne beklenecek yanıt var.Doğanın bile küstüğü,adım adım cezalandırdığı insanlığın; ellerini kocaman kocaman gökyüzüne açıp Allahımızdan yardım isteyip ve af dilemesi tek yolu.
Çünkü el birliği ile bu hale getirdik bu memleketi ve dünyayı.Şimdi bekleyelim baharı.Gelsede hakkıyla gelmez,gelse bahçelerimizde çiçek açtırmaz.

Dediler ki