YAZARLIK SEVDASI

Çok küçük yaşlardan itibaren en başarılı olduğum ifade şeklim yazmaktı.Yaz dendiği anda zemberekten fırlamış gibi yüreğimden dökülüveriyordu sözcükler.Bu o kadar ölçüsüz oluyordu ki öğrencilik yıllarımda tüm edebiyat öğretmenlerim sınavlarda kompozisyonu kısa keseyim diye kağıt kısıtlaması getirdiler bana.Hatırlarsınız.Türkçe veya edebiyat derslerimizde sınav sorularından biri mutlaka bir atasözü bir deyimden yararlanarak kompozisyon yazmak olurdu.Öğretmen sözü verir,biz giriş gelişme sonuç bölümleriyle saçmalar dururduk.Kimi arkadaşlarım saçmalamayı bile beceremeyip,kırmızı ışıkta takılmış servis şoförü gibi kala kalırken ben arkamdan tüm polis ordusu kovalıyor gibi çabucak yazardım.Kağıtlar arkalı önlü tükendikçe öğretmenlerimi bir kahır alırdı.Her sayfa artan iş yükü demekti.Hep vakit sıkıntısı vardı öğretmenlerimin.Ne ızdırap çektim anlatamam size.Hep işkence altındaydım.Kısa ve öz yaz demelerinden gına geliyordu.Hep kısa yazmamı istiyorlardı.Oysa yazmak kısıtlanabilir bir durum değildi.Benim gibi hep söyleyecek bir şeyleri olan genç bir birey için bu tür kısıtlamalar ters tepiyordu.Yazmak uzun yazmak istiyordum. Arkalı önlü 2 kağıttan fazla kullandırılmadığı halde, tüm kompozisyonlarımla başka sınıflara gidip okuma ödülü kazanıyordum.Minnak ve tombik Aytül ahanda böyle yazılır komposizyon dercesine sınıfların huzuruna çıkıp ünlendikçe yazarlığı hazırlanıyormuş haberimiz olmadı.Tembel edebiyat öğretmenlerimin yerine beni özgür bırakan teşvik eden,yol gösteren kendileri de yazan eğitimciler yolumu aydınlatsaydı çok eminim bugün ilçemizdeki kitap fuarında benim de bir sandalyem olurdu.İnsan hayatına kimi dokunan sihirli eller ne büyük şans.Bana dokunan olmadı bu anlamda ben de hiç bir evlada dokunamadım.Yani ne keşfedildim,ne keşfettim.Kader utansın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir