YEMİN

Yemin etmeyi sevmiyorum.Fakat sık sık da ediyorum.Özellikle yanlış anlaşıldığım zamanlarda kendimi anlatmak ve aklamak için bu yola baş vuruyorum.

Çünkü yeminsiz söylediğimde karşımdakini inandıramıyorum.Oysa en içten, en dürüst halimle yanıtlıyorum insanları.Bana değil de yeminle başlanmış cümleme inanmaları,ya da inanmış gibi yapmaları çok zoruma gidiyor.

Neden bu kadar zor insanlara inanıp güvenmek.Hem neden hep kendimi savunmak zorunda bırakılıyorum ki ben.Bu kadar mı dangul dungul,bu kadar mı hoyrat ve düşüncesiz bir insanım ki ben her hareketim hatalı.
Demedim desem dedin,yapmadım desem yaptın,yazmadım desem yazdın diye sonuçlanan her davranışta insanın kendini savunması kadar zor hiç bir durum yok.

İtham etmekten, eleştirmekten, suçlamaktan vaz geçemedik gitti.Hızla ilerleyen bir güven kaybı yaşıyoruz bizler.İnsanları devamlı yemin etmek zorunda bırakan tavırlarınız varsa lütfen çok çabuk tarafından vaz geçin bundan.İnsanları yalan söylemeye, yemin etmeye teşvik edip durmayın.Kürsüye oturmuş hakim gibi davranmayın.Hep savunmadayız milletce,yeter artık.

Savunma deyince aklıma geldi.Ben gençken avukat olmayı istemiş, kazanamayınca olamamıştım. Kazansam okulu, okur iyi de bir avukat olurdum zannımca.Ağzım laf yapar çünkü.Kader kısmet işte,benim ekmeğim avukatlık cübbesinde değilmiş.

Ekmeği ve istikbali cübbesinin altında olan bir kadın avukat,sayın Filiz Saraç 114 yıl sonra ilk kez dünyanın en büyük barosu olan İstanbul baro başkanlığına seçildi…Buna çok sevindim. Umutlandım.Yolun açık olsun avukat hanım.Her şey güzel olur inşallah.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir