YIRTIK

Kaldırıma park etmiş siyah renkli arabaya düşen görüntüsüne gözü takılan genç kız yürümeyi bırakıp sağa sola dönerek blucin pantolonunu inceledi.O arabaya yansıyan kendisine, ben pencerede ona bakıyoruz.

Sabahın ancak okula veya işe gidilebileceği çok erken saati yine.İnatla karanlığa mahkum edilmiş insanlar sokaklarda. Kızın giydiği bulicinin iki diz kapağında benim seçebildiğim kadarıyla yarım parmak kadar uzunlukta kesik ya da yırtık var.

Eskiden görsem, giyene acıdığım bu yırtıklar artık çok tanıdık.Yırtık giymek artık moda.Jiletle kesildiği çok açık nice pantalondan dışarı fırlamış diz kapakları gözümüze gireli, çok zaman oldu.Kesiksiz kot giyenlere artık para ödülü verilecek hale gelmiş haldeyiz.Bizim zamanımızda lekeden, yırtıktan çok utanır,böyle giysilerimizi saklar dururduk.Yamalı giyerdik belki ama, yırtık asla.Şimdi tam tersi.

Arabayı kendine ayna yapan kız benim bu dediklerimden elbetteki habersiz iki baş parmağını sol diz kapağındaki deliğe geçirip çekiştirmeye başladı.Derdinin dışarıya çıkmamış diz kapağına özgürlük kazandırmak olduğu çok belli.Çekti çekti,bunu da becerdi sonunda.Ankara ayazının daha rahat içeri gireceği kocaman deliği pantalonuna armağan eden genç kız sol diz kapağı dışarıda geçti gitti sokağımızdan.

Delik büyüdü,kız daha çok üşüdü bense kara kara düşünüp durdum. Cart diye ve kolayca giysisini yırtabilen gençler,onlara giysi almaya çabalayan veliler geldi aklıma.Kirlenmesin, eskimesin yırtılmasın diye gözüm gibi baktığım az önce giydiğim giysilerime dokundum usulca.Sevdim uslu uslu onları hep yaptığım gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir