Günün ilk ilacını almak için yaptığım kahvaltıdan arta kalan sıcak çayımı alıp her zamanki nöbet alanım olan balkonda göreve başladım gene. Camın önünde bulmaca çözüyorum.
Henüz sabahın çok erken saatleri.Hareket yok etrafta. Geç yatanlar derin bir uykudalar. Sıcaklardan uyuyamayanlar gece uykusuna hasret kaldılar zaten.Sokak yalnız,kimsesiz bugün.Pazar, tatilliğini yapıyor işte.30 Ağustos Zafer bayramını kutluyor yurdum.
Dakikalarca bomboş yola, dallar arasında uçuşan kırlangıçlara bakıyorum.Kuşların her biri için göç zamanı galiba hep bir telaş içindeler.Canım sıkılıyor kışı düşününce, çengel bulmacamın yeni sayısından bir kaç tane çözüyorum.Ben mi çok zekileştim,bulmacalar mı kolaylaştı bilmem ama şıp diye yapıveriyorum bulmacaları.
Radyomu açıyorum haylice kısık sesle. Türkçe şarkıları bulup dinliyorum.Aman nasıl iyi geliyor anlatamam. Solistlerin biri gidip,biri geliyor, melodiler kulağımdan gönlüme şıp şıp akıyor.Bayram çocuğu kadar şenleniyorum.Müzik kulaklarımdan girip, ayak parmaklarıma dek neşelendiriyor beni.Millette pireler uçuşurken benim enerji yüklü güne başlamam çok komik geliyor bana.Bulmaca,çay, müzik üçgenime neşe katıp sıkıcı pazar sabahını renklendiriyorum azıcık.
Nasıl başlarsan öyle gidersin düşüncesiyle sıcak, ve bunaltıcı bir gün olacağı anlaşılan 2026 Ağustosunun son pazar gününü devirmeye niyet ediyorum.Unutmak, düşünmemek, neşe ve mutluluk sadece bizim elimizde bunu daha iyi anlıyorum.Mutluluğu yanımızdan, neşeyi gönlümüzden eksik etmemeliyiz kesin bu.
Atamın ulusumuza armağan ettiği eşsiz zaferi ben de kendime armağan edip ayıklamak ve pişirmek için Badalanı kucaklıyorum.

Dediler ki