Ne adını duymuş,ne çalıştığı gazeteyi almış,ne bir yazısını okumuş ne de savunduğu fikirleri duymuştum kaldırımda boylu boyunca yatan adamın.
2007 yılında bir suikastle hayata veda eden ayakkabısının altı delik gazetecinin adını ilk kez arkasından yapılan konuşmalarla öğrenmiştim.İstanbul un bir cadde kaldırımında, üzerine serilmiş gazetelerin altında yatan Hrant Dink in bir Türkiye Ermenisi olduğunu ve reşit olmamış bir Türk genci tarafından yaşamdan koparıldığını içim acıyarak dinlemiştim.
Ve sonrasında onun için düzenlenen uğurlama töreninde gökyüzüne bakarak acılı,gözüyaşlı feryatlar atan, ağıtlar yakan bir kadını seyretmiştim ekranlarda. Hrantın eşi Rakel in sık sık “sevgilim” diyerek böyle kalleşce gidişinine duyduğu isyanı ifade eden hüzün dolu konuşmasına baka kalmıştım.
2007 den beri o acılı,o aşk ve sevgi dolu sesin söylediği “sevgilim” sözcüğü hiç silinmedi kulağımdan.Bir daha hiç kimse Rakel gibi söyleyemedi o sözcüğü.Hrant gitti,öldüren bugün özgürlüğüne kavuştu ama Rakel in gökyüzüne mühürlediği seslenişi hala orada duruyor.
Acılı bir kadının milleti,mezhebi,dini,siyaseti hiç fark etmiyormuş.Hep aynıymış gözyaşlarının rengi.Rakel de biz gibi yanıp kavruluyormuş sevdiğini kaybedince.
Bugün yağmurlu buralar.Sanki sevgilim ağlıyor gök yüzünden ve belki de Hrantın dediği gibi “Güvercin ürkekliği var her yerde”..
SEVGİLİM
