Bu aralar filozofluğum üstümde.Pek bir düşünüyor,pek bir sonuca ulaşıyorum.Ulaştığım yerden de cevherler yumurtlamak için sarılıyorum klavyeye.İlla yazacam.Derdim yazmak.Bahane buldum mu çalakalem ( çala klavye😋)döktürüp duruyorum.
Bu satırları Ankara da özel bir hastanenin kantininden size yazıyorum.Eşimin tedavi gördüğü zaman süresince,kitap okuyor,bulmaca çözüyor ve bazen sizlere yazıyorum.Günün öğleden sonraki bölümü bu kantinde geçiyor benim için.Fizik tedavi öncesi ve sonrası beklemelerle zaman geçiyor ve akşam iniyor şehrin üstüne zaten.
Burada olduğum 5 günde muhteşem gözlemler yapma şansım oldu.Kendisi veya yakınları sağlığını kaybetmiş insanlar, kederli yüz ifadeleri ile oturdukları masalardan komşum oldular.Konuştuk, dertleştik kimi zaman.Benzer sıkıntıları var insanların her şifa arayışı,maddi kaygılara dayanıyor.
Ameliyat kararı alınmış bir kadın İstenen 30 bin lirayı denkleştirmenin çabası içinde telefonla konuşuyor onla bunla.Duymak istemesem de duyuyorum.Neden özel hastane diyemiyorum.Senin burada işin ne der diye korkuyorum?Biz devletin verdiğine maaşımızdan bir miktar katkıda bulunuyoruz diyemiyorum.Buradan başka bir yere gitmek bizim için imkansız diyemiyorum.Ben diyemedikçe de elbette susuyorum.Gencecik kadının en kısa zamanda şifa bulmasını diliyorum.
Çayı cam bardakla içerseniz 25 lira.Kağıt bardak daha ucuz.Masalarda hep kağıt bardaklar var.Öylesine çarpılıyor ki insanlar vizitleri öderken, cam bardakla çay bile içemiyorlar anlaşılan.Zor, çok zor artık her şey.
Bu gözlem alanında arkadaşlığı dostluğu bile gözlemleme şansını buluyor insan. Ziyaretçileri, destekçileri izliyor.Samimi, içten dost veya akraba ile,yapmacık zoraki orada olanları şıp diye ayırıyor antenlerim. Sade dostların, yakınların,mütevazı insanların hal hareketleri ile kibirli,kaprisli ve kıskanç insanların duruşlarını anlamak için arif olmaya gerek yok.Hastane ortamı bile gizleyemiyor o nemrutları ne yazık ki.
Neyse benim kantin nöbet saatimin bitişine az zaman kaldı,şimdi sıra tedavi merkezinde.
FİLOZOFCA
