Hep üzülürüm Cemre için.Her yıl bıkmadan usanmadan düşer durur.Havaya düşer,karaya düşer, suya düşer hiç ihmal etmez bu düşmelerini.
Canım istemiyor, bu sene düşmeyeceğim demez.Bu düşmeler Cemrede yara bere yaratır mı,canı acır mı bilmem ama o düştükçe bize baharlar gelir. Havalar ışınmaya başlar,kışın gidesi gelir.Doğa uyanır,yeşil koşarak gelir bulur adreslerini.Ağaçlar çiçek açmaya başlar.
Ancak öyle bir memleketimiz var ki bizim, hem kışı ve hem baharı aynı zamanda yaşayabiliyoruz. Mesela dün Ardahanda lapa lapa kar yağarken,Mersin bahçelerinde ağaçlar sıcacık güneşin altında rengarenk çiçeklerini açtı.
Bense Cemrenin 2.kez düştüğü günden itibaren giyim dolabıma balıklama giriş yaptım.Her sene mevsimler başlayıp biterken yaptığım gibi; giysi hurçlarımı boşaltıp,doldurdum.
Bu sene hiç giymek nasip olmayan kalın kazaklarımı, hırkalarımı, çoraplarımı,kışlıklarımı yine yıkayıp,katlayıp kaldırdım.Çünkü
havada parlayan sıcacık güneşe bakarak kışın artık yolcu olduğuna inandım.
Şu ana kadar görmediğimiz kış ve kar Mart ayında da bize görünmeyecek sanırım.Bizim Cemre nasıl düşüp kalkıyorsa, kara kışların yaşandığı Ankara’da son yıllarda kış yaşanmaz oldu.
Kış masraflarından kurtulduk diye de sevinemiyoruz.Ayarı bozuk mevsimler de hayra alamet değil çünkü.”Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” sözü bu sene kendini hatırlatır mı ne dersiniz?
CEMRE
