İnsanın kendisini bilmesi,yeteneklerini keşfetmesi,yapamayacaklarını belirlemesi mutluluğu için gerekli bence.Ben yazma yeteneğimi fark ettiğimde çok mutlu olmuştum mesela.Kendimde ilk keşfim buydu sanırım.Çok uzun  yıllardır bu  fark edişimin peşini hiç bırakmadım, o da beni terk etmedi.Her ne kadar bu becerimden ekmek yemesem bile,çok mutluyum.Nasip böyleymiş demek ki.Allah yürü ya kulum deseydi, yürürdüm elbette.

Geçen gün düşündüm de kendimde yine bir yetenek keşfi yapma şansım olsaydı eğer hangi konuda yapardım bunu diye.Aklıma dans geldi.Müziği ve dans etmeyi çok sevdiğimi hatırladım. Ritim duygum gelişmiş olmalı ki çalan bir müziğe hemen ayak uydurup akıp gidebilirim. Zaten dans etmek, kelimelerin tükendiği yerde bedenin kendi hikâyesini anlatma biçimi değilmidir.Ben yazarak veya oynayarak bir öyküye rehber olabiliyorum. Bir ritme kapılmak, yalnızca adımları takip etmek değil en yalın haliyle bir özgürlüktür.

İster görkemli bir sahnede,ister odanızın yalnızlığında olsun, müzik başladığı anda kurallar esner, sınırlar kalkar. İçimizdeki neşeyi, hüznü, tutkuyu ya da öfkeyi hiçbir sansüre uğratmadan ritimle dışa vurabiliriz.Dans ederek  gündelik hayatın ağırlığına kısa bir ara veririz.Mesela dans, hiçbir ortak dili olmayan insanları tek bir ritimde buluşturabilir.  Farklı dil konuşup,farklı inansak bile çalan müziğe dünyanın farklı yerlerinden gelmiş olsak da ayak uydurabiliriz.

Yalnız  benim dans etmeme, danscı olmama engel bir durumum var.Ben tombulum ayol.Tostoparlak danscımı olurmuş,kavalyem beni kaldırıp döndürmeye kalksa kalp krizi geçirir.Ben ancak Yeni Zellandanın Haka dansına yakışırım.Off ben şimdi neyimi keşfedeyim danscı da olamadım.Dur yaaa buldum yoksa yamaç paraşütümü yapsam.IYKKKK sapıttım gene susayım en iyiyisi.

Kitap içinde yayınlandı