AĞLIYOR,AĞAÇLAR

Aniden adımı sorsanız vallahi onu bile yanıtlayamayacak  kadar ambale oldum ben. Bir yandan  dünden beri ayağımızın altındaki zeminin oynayıp durması,diğer yandan komşu ilimiz Çanakkalede başlayan yangın aklımı başımdan aldı gitti.

Sayısı bini geçen Sındırgıdaki artçı depremleri takip ederken, öbür taraftan yangın sona ersin duasını ediyoruz. Ağaçların, yanarken için için ağlama sesine benzer tiz bir bir ses çıkarttığını yani   “Ağaçların yanarken ağladığını” söylemişti geçen sene bir söndürme gönüllüsü. Çok etkilenmiştim bu sözden.Gene ağlıyor ağaçlarımız. Artık ağaçlar bitti evler yanıyor şehirlerimizde. Çok yoruldu yüreklerimiz.Yeni bir hafta gene üzüntülerle geldi.Karamsar yazdım diye kızan olursa ona diyeceğim şu olur;

Sanki  biz İbiza sahillerinde  tatildeyiz de  size mutlu  sözcükler yazacağız.Ne tatili ayol.Altı üstü taşlı bir bayırdan,karpuzun düştüğü suya batıp çıkıyorum Altınolukta . Karpuzun bile bir misyonu var,yazın geldiğini ilan ediyor. Ben de o bile yok.Batıp  duruyorum gidersem eğer denize. Islanıp çıkıyorum.Artık kulaç bile atmıyorum yüzerken.

Çünkü korkuyorum. Şimdi kalbimde iş gören, sağ bacağımdan alınıp kullanılan damarlarım kopar diye kaygılanıyorum. Benim son yıllardaki öcümde bu  işte. Bir de ben denizin içindeyken deprem olursa seyret halimi.Dibe mi çekilirim,dalga boyu artar havalarda mı gezerim belli değil.Gel de Tsunami içindeki tombalak Aytüle gülme şimdi.

Offf Yarabbim of, gülünecek güzellik ve mutluluklar ver artık bu memleket insanlarına lütfen.Yoksa Mazhar Osmanlık olduk olacağız.

Kitap içinde yayınlandı