Hep gitmek istediğimiz,hayalini kurduğumuz ülkeleri söyleriz de yeri gelince,asla gitmem dediğimiz yerlerden bahsetmeyiz.Ben şimdi onu konu alıyorum işte.
Dünyada gitmek ve görmek istemeyeceğim birçok yer vardır elbette.Okuduklarımdan izlediklerimden olumsuz etkilenmiş ve onları belirlemişimdir.Bunların içinde her zaman ilk sırayı Hindistana veririm.
Aşırı kalabalık bir ülke olmasının yanı sıra çok fakir bölgelerin olması,İneklerle iç içe yaşama mecburiyeti ve ülke deki pislik beni çok olumsuz etkiledi.
Bir zamanlar oraya giden bir arkadaşımdan ülkenin insanın genzini yakan bir kokusu olduğunu buna dayanmanın çok zor olduğunu duymuş ve şaşırmıştım.Sonra edindiğim bilgilerden Hindistanda ölülerini yakmak veya Ganj nehrine bırakmak gibi gelenekleri olduğunu öğrenince bu kokunun ölü veya yanık insan kokusu olduğu gibi bir sonuca ulaşmıştım.Hindular, kötücül varlıkların şerrinden korunmak ve dünyadaki sayılarını azaltmak amacıyla cenazeleri yakarak ortadan kaldırmayı tercih etmişlerdir. Onlar ölen kimsenin ruhunun refaha ermesi için de cenaze yakma törenlerini gerekli görmüşlerdir.Nüfusunun yüzde seksenden fazladı Hindu olan bu ülkede binlerce yıldır ölüler yakılmaktadır.Ayrıca Hindistan’da dul kadınların, ölen kocalarının cenaze ateşinde yanarak ölmeyi göze aldıkları veya almak zorunda bırakıldıkları sati geleneği olduğunu duyunca benim sevmeye niyet etsem de Hindistanı hiç sevemeyeceğim fikrimi kesinleştirdi.
Bu kadar kısa bilgiler bile beni Hindistandan soğutmaya yetmiştir.Gözümün önünden trenlere tırmanmış salkım saçak giden insanlar hiç gitmiyor.
Oraları düşününce vatanım cennet geliyor bana.Yoksa cennet ve cehennem burada mı?

Dediler ki