ATMA-YE

Benim de çok sık aklıma gelmiştir,restoranlarda artan yemeklerin ne olduğu.Özellikle beş, on yıldızlı tatil köylerinin açık büfelerinde aç gözlülük yapılarak tabaklara alınan ve yenmeden tabaklarda kalan yiyecekler ne oluyor acaba diye çok düşünmüşümdür.

Hiç dokunulmamış bu yiyeceklerden personelin yararlanmasının bile yasak olduğunu bizim ailedeki turizm hocaları söylediğinden beri kahırlanır dururum.Ziyankarlık bu, günah bu deyip söylenirim.Yiyeceği miktarda almayı beceremeyen bir milletiz biz ve bu konuda mutlaka eğitilmeliyiz bence.

Son günlerde sosyal medyada, restoranda artan yemeklerini evden getirdiği kaplara koyan ve bunun yemeklerin çöpe dökülmesinden daha doğru bir yol olduğunu savunan kadınla,onu görgüsüzlükle suçlayanlar arasındaki yorumlaşmaları okudum.

Bunu görgüsüzlük ve banallik olarak değerlendirenler ile aynı düşüncede olamadım.Kadının parasını verdiği ve porsiyonu kendisine fazla gelen bir yiyeceği alıp evine götürmesi, bu artan yiyeceğin garsonlarca çöpe atılmasından çok daha vicdanlı geldi bana.

Hem son fiat artışlarından sonra dışarda yemek yeme lüksümüzün çok azaldığı bir dönemde, yiyemediğimiz yiyeceklerimizi kendimiz veya beslediğimiz diğer canlılar için alıp eve götürmek çok normal değil mi?Yadırgayarak bakanlar bakmasınlar ve alışsınlar efendim. Miras yedi savurganlığı yapacak günlerde değiliz artık.

Tabağımda kalan pidemi dönerimi paketletir alırım yanıma kardeşim,görgümü bununla ölçenler önce kendi görgüsüne baksın…

Afferin kadın çok iyi yapmışın. Yiyecekleri çöpe atacak kadar zengin değiliz biz.Çünkü ne haram yedik,ne baba parası.Bunu hararetle kınayanlar gibi sahnelerde kalça kıvırtıp,ezberlediği iki şarkıyı evirip çevirip söyleyen sözde sanatçılar gibi havadan para da kazanmadık.

Terimiz alnımızdan,şeyimizden aktı akıyor bizlerin.Bu kadar masum bir eylem için bizi yargılayıp ayıplamak kimsenin haddi değil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir