Aynı annelerin ve babaların çocuklara ,çocukların eşlerine, eşlerin torunlara yabancılaşması gibi bir gurbet hikayesiydi aslında yaşanan.Yalnızdı,yalnızlığı seçmişti herkes.Birbirlerine bir omuz mesafesi kadar yakınken, gurbetteymiş gibi uzaktılar.
Paylaşmak, dokunmak, söylemek,dinlemek ve sevmek yoktu aralarında. Susmak,duymamak, eldeki bir avuçluk makinalarla yarenlik vardı artık.
İçtiği tansiyon ilacının etkisi gereği çişi gelen evin yaşlı kadını Nimet hanım, tuvalete gitmek için sessizce yerinden kalktı.Canı çok sıkılmış, içi daralmıştı. Tuvalet dönüşü ortam değişir, ferahlık verir düşüncesiyle aynalı konsolun üstünden kolonya şişesini alıp salona geri gelirken duraksayıp gelininin mutfak tezgahını temiz bıraktıp bırakmadığını anlamak için göz ucuyla o yöne bakmayı ihmal etmemişti.Yapmak istemese de kaynanaydı işte…
Bulaşık makinesinin, içine doldurulan çanak ve çömleği temizleme gayreti devam ediyordu.Zaten şimdilerde makineler çalışıyor;evin hanımları, kızları, gelinleri oturuyorlardı.Kendi gençlik zamanının kadınları yoktu bugün.Rahmetli annesi görseydi şimdi ki genç kadınları, söylenir durururdu diye düşündü Nimet hanım.
-Nimet ne biçim kız yetiştirmişin,ne biçim gelin almışın tuh sana der azarlardı kendisini kesin.Derdi demeye de; verdiğin hiç bir yanıtı da dinlemezdi.
Geri gelip yerine oturan Nimet hanım, 54 senelik kocası Ayhan beyin kahve fincanını bitmiş halde hala elinde tuttuğunu gördü.Adamın başı da berjer koltukların kenarlığına doğru eğilip, dayanmıştı.Gözleri kapalıydı.Ayhanın son zamanlarda böyle şıpıdık uyuyuvermesi endişelendirmeye başlamıştı onu. Gizli saklı mutfağa gidip, tatlı aşırıyor şekerini mi yükseltiyor bu adam diye düşündü gene.Ama hayır kahvaltıdan bu yana hiç yerinden kalmamıştı adamcağız.Yine günahını aldım garibin diye kendi kendine söylendi Nimet hanım.
Fakat evde misafir varken uyunur muydu, ayıptı böyle yapmak.Ne ara uyumuştu? Gençler görmemiş miyd?İyi ki elinden fincan düşüp kırılmamış ortalık telve olmamıştı…Oğlu konuşsaydı, kızı, damadı, gelini ilgilenseydi bir solukta uyurmuydu adam.Konuşmaktan geçtik hiç biri dönüp bakmamıştı bile babalarına…
Bayram bayram uyumuştu,içi geçmişti yine adamın.
Çocuklara belli etmeden,koluna hafifce dokundu adamın.
-Ayhan dedi, Ayhan uyan, kalk dolaş biraz,ağırlık kalkar üstünden.Tepki vermedi, duymadı,kımıldamadı,kapalı göz kapaklarını açmadı Ayhan bey.Oysa uykusu hafifti. İlk seslenişte adını duyar, gözlerini açar ve maviş maviş bakardı kendisine.
Fakat bakmamıştı bu kez.Sol elinde özenle kesilmiş gazete küpürleri vardı. Yeni vergi yasasının içeriğinin yer aldığı ve günlerdir kesip durduğu köşe yazılarını çocuklarına danışıp sorarım umuduyla hazırlamış, eline almıştı.Sözü bir, iki kez o konuya getirmiş,ancak istekli yüzler kendisini karşılamadığı için susmuştu.
Nimet hanımın gözleri; aniden yere düşen gazete parçalarına,sonra evlatlarının gözlerine takılı kaldı.Koca bir çığlık, acı bir suskunluk olarak boğazına yapışıp kaldı.Onlar için bayramlar böyle bitti…
