Yarım değil, bütün bir insan olmak için sahip olunan beyin ve duygu gücünün yanına yabancı bir dil bilmeyi ve bir çalgı aleti çalmayı eklemek gerekli diye düşünüyorum. Gözümüze gereksiz gibi görünse de, bu iki unsur bir eksiklik olarak görünüyor, bende ve başkalarında.
Ancak bunlar elbette ki imkân meselesi. Bizim çocuk olduğumuz çağda önemleri anlaşılamadığından ve anlaşılabilmiş olsa bile para ayırma güçlüğünden ben ve bir çok yaşıtım bunlardan yoksun kaldık. Şimdiki gençlik her konuda olduğu gibi, bu konuda da çok şanslı bence.
Öğrenim hayatımın sadece altı yılında gördüğüm İngilizce’ den bugün aklımda kalan sadece Mr. and Mrs BROWN cümleleri ile başlayan sıradan bir kaç sözcüktür. Oysa altı yıl, bir dil eğitimi için hiçte kısa bir zaman değildi. Kuşkusuz sıradan bir orta öğretim dersi olarak görülüp, mota mot ezberletilen, pratik yapma olanaklarından yoksun öğretilmese idi. Bugün ana dilimin kalitesine yakın bir lisan bilme şansım olacaktı. Üzerinden çeyrek asra yakın zaman geçecek normal okullarda düzen aynı düzen. Sanki yabancı dil bilmeye layık olanlar, cebi dolu olanlar. Çok ilgim ve yatkınlığım olduğu halde değil iki insan bütün insan bile olamadım, nasıl üzülmem…
Müzik ise en sevdiğim hobimdir. Kulağım ve zevkim de bana göre mükemmeldir. Çıkan ve bana hitabeden her kaseti alır sayıları aşan kaset koleksiyonumun içinde gözüm gibi saklar, biri benden kasetimi ister diye korkardım. Satmaya kalksam bin lira etmez bu tutkum için harcadığım paraları ise hiç hesaba katmam.Artık kaset devri sona erdi elbette ama ben hala onları yok edemedim hayatımdan. Şimdiki imkânlarım çocukluğumda,gençliğimde olsaydı, bu konuda da kendimi daha iyi yetiştirir ve bir müzik aletini mükemmel denecek ölçüde çalabilirdim biliyorum.
İlkokul çağlarından itibaren hep bir akordeonum olsun istedim. Ne zaman dükkân vitrinlerinde görsem, burnumu dayar uzun uzun özlemle bakardım. Sesi hoşuma giderdi. Kırmızı sedefli, beyaz tuşlu olanları düşlerimi süslerdi. Hep istedim genç kız oluncaya dek. Gördükçe koştum, duydukça dinledim, ama hiç alamadım.
Sonraları unutmadım ve içimdeki nice ukdeler yanına onu da ekledim. Şimdilerde o da yerini daha modern aletlere bırakarak yaşamımızdan çıkıp gitti zaten. Bu yaşıma rağmen birinin evinde ve çocuğunda bir müzik aleti görsem coşkuyla dolarım. Onlara dokunur, okşar rasgele ellerimi üzerlerinde gezindirip kırık dökükte olsa bir şeyleri döktürürüm. Büyük bir hevesle başlatıp da yarım bırakmak zorunda kaldığım nazlı sazı, tellerinin sesini sızı ile özlerim.
Evlatlarına en az bir yabancı dil öğretmek ve bir müzik aleti çaldırmak için emek veren,bütçe ayırabilen anne ve babalara ise sevgilerimi sunarım.Varolun gençler.
Dediler ki