Aşırı derecede çiçek seven, bakan anne ve babamın sağlıklı zamanlarında onlarca saksımız vardı bizim.
Evin güneş gören her noktasında farklı renk ve isimde çiçeklerimiz dururdu. Bu çiçekler çok özenle sulanır, havalandırılırlardı. Bir tatile gideceksek küveti doldurur saksıları içine taşırdık tek tek.Tatil süremiz bile çiçeklere göre planlanırdı.
Ben bir ara afrika menekşelerine kafayı takmış, rengarenk yetiştirmiştim. Genç kızken doğum kontrol ilacını ilk kez, menekşeleri çoşturduğunu söyleyen bir teyzeden öğrenmiş ve eczaneden utana sıkıla ve yemin ederek satın almıştım. Çiçekler uğruna bunu bile yapmıştım.
🌷
Anne ve babamın vefatından sonra neden bilmiyorum tek saksı çiçeği sulamak bile içimden gelmediğinden,azalta azalta yok ettim hepsini.Çiçek konusunda ailemin yüz karasıyım anlayacağınız.
Balkonum da dahil olmak üzere,evimde hala saksım ve çiçeğim yok benim. İstemiyor içim. Vazoya koyduklarımın dışında almıyor ve özenmiyorum hiç. Sevenleri seyretmek güzel oluyor. Bahçelerde, saksılara dikerken ki mutlulukları çok ilginç geliyor. Yoğurt kaplarına bile bir şey bulup dikiyor, onları okşuyorlar. Sonra hevesleri geçiyor,sulamayı bile unutuyorlar pisliğini biz çekmek zorunda kalıyoruz.Oysa bizde çiçek işi,disiplin işiydi. Ben çocukluktan beri çok doymuşum bu sevgiye. Bıkmışım canım çekmiyor artık.
🌷
Oysa bizim gibi yaş alanların, kendilerini çiçekle böcekle oyalaması lazım.Çiçekten geçtim, bende böcek sevgisi bile yok. Ot gibi yaşıyorum valla.Kedim yok, köpeğim yok,karafatmam yok.Paşa kılıcım yok,duvar sarmaşığım yok,fil kulağım yok.Bunları eve almaya ise hiç mi hiç niyetim yok.Doğanın bu güzelliklerine uzak yaşamakla beraber çok ince ruhluyumdur inanın. Hoşaftan anlamasam da, anlayanları iyi tanırım maalesef…

Dediler ki