DUVAR

Biz araba aldıktan kısa bir süre sonra aynı apartmanda oturduğumuz Rızabey de Anadol marka bir araba aldı.Rıza bey bir bankanın personeliydi.Efendi bir adamdı.O aileyiseverçocukşatıyla dasokakta oynardık.

Rızabey apartman yöneticiliği yaptığı yıl apartmanımızın ön ve yan cephelerine duvar ördürmekte çok ısrarcı olmuş  ve dairelerden ek para toplayarak bahçe duvarlarını yaptırmıştı.Bu yüksekce duvarlara bizler bardak gibi dizilir otururduk.

Rıza bey yeni aldığı ehliyeti ve arabasıyla işten çıkıp eve geldiği  bir akşam üstü arabayı park edeyim derken ; gazla freni karıştırıp tünediğimiz duvara hızlıca dalmıştı.Biz çil yavrusu gibi bağırışıp kaçmıştık.Duvarın bir bölümü yıkılmış amab izler çarpmadan önce kaçınca bir cana bir şey olmamıştı.

Rıza bey darbenin şiddetiyle ve önü yok olan Anadolun içinden bize baka kalmış,bir hışımla arabadan inip “bu duvarı buraya hangi pe…”yaptırdı diye bağırmıştı.Adam şokla ne dediğini bilmiyordu,ama içinde benimde olduğum çocuk korusu hep bir ağızdan”siz”diye çok bilinçli olarak bağırmıştık.Rıza bey Pe…olduğuna mı,perte çıkan arabasına mı üzülsün bilememişti.

Olan sinir krizi içindeki babalarından  sürekli azar işiten çocuklarına olmuştu.ondan sonra komşumuzum  adı aramızda “P”olarak kalmıştı.

Kitap içinde yayınlandı