EN UÇ NOKTA

Yurdumuzun  kuzeyden en  uç noktasında olan Sinopu hele şükür görmenin mutluluğu içindeyim.

Neden hele şükür dedin diye merak edip sorarsanız eğer kısaca açıklıyayım. Öğrenciyken, sınavlarda veya derslerde ezbere Türkiye haritası çizerdik biz.Ben en rahat ve en severek Sinopu,İnce burunu çizer sevinirdim.

Sonra öğretmen oldum. Coğrafya derslerimde tepine tepine  İnce burun,Sinop diye öğrencilerime öğrettim.Her seferinde gözüm haritaya takıldı ve bir gün mutlaka gidip göreceğim orayı diye kendime söz verdim.Söz verince hemen gerçekleşecek sandığımdan olacak,çok sık tekrarladım kendime  bunu.Fakat nasip 2024 yılı Ramazan Bayramındaymış ki bunca yıl sonra sözümü tutabildim.

Sinopta bir masada çay içip kapkara Karadenizi seyrederken, kafenin açık televizyonundan Akdenizin yıldız şehri Antalya da teleferik kazasında mahsur kalan kazazedelerin kurtarılış haberini dinliyorum. Yurdun bir ucundan diğer ucuna gönül teliyle bağlanıp dua ediyorum onlar için.

Biz Bursa da Uludağa çıktığımızda binerdik teleferiğe.Uçsuz bucaksız Bursa ovasını yükseklerden seyrederken korkmak aklıma hiç gelmezdi.Gençlik vardı serde tabii.Sonradan hayatın gerçekleri tek tek inince yüreğime, korkmayı,çok korkmayı öğrendim ben.

Ondan sonra da teleferiğe değil binmek,dönüp bakmaz oldum.Ankarada neredeyse evimin kapısından kalkan teleferiğe bir kere binmedim.Binmem de. Ben, ayağım yerde iyiyim. Ne işim var tellerin tepesinde.Sallanıp, yuvarlanıp Azraile göz kırpmanın ne alemi var. Al işte yüzlerce insanın bayramı niç oldu…Keşke binmeselerdi.

Samsun kazan biz kepçe dolandıktan ve orada yaşayan 46 senelik canım dostumla hasret giderdikten sonra Sinop,  kaymaklı ekmek kadayıfı üstüne içilen leziz kahve gibi geldi bana.Ne iyi ettik de geldik.

Gezmek görmek,yemek,içmek,hasret gidermek  çok güzel  be.Tabii teleferiksiz tarafından….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir