Yazılarımda hepimizin yaşadığı veya yaşayamadığı konulara değinmeye gayret ediyorum.
Böylece aramızda kilometreler olsa bile,duygu ve düşünce birlikteliği içinde olabiliyoruz.Ben diyorum siz okuyorsunuz,siz diyorsunuz ben önemsiyorum.
Bugün yazımda kendini birileri uğruna feda eden,ya da başkaları için yaşayan insanlardan bahsetmek istiyorum.
Benim gibi siz de yaptığı iyiliğin karşılığını alamadığından yakınan,kendini,gücünü,yıllarını birileri uğruna boşa harcayıp hayatını yaşayamadığından dem vuran kişileri mutlaka görüp, dıymuşunuzdur.
Saçlarını birileri için süpürge eden kadınlar,evlatları için kendinden vazgeçen anneler, işten başını kaldıramayıp evi için kocadığını söyleyen adamlar,emeğinin karşılığını alamadığını haykıran babalar,sevgisi fos çıkan sevgililer,torunlarını pışpışlayan nineler dedeler ve daha neler neler.Herkes birileri için yaşamış herkes birileri için kendini ertelemiş,kendinden vazgeçmiş ülkemizde.
Hiç bir Avrupa ülkesinde duyamayacağımız bu tür yakınmalar, kırgınlıklar içinde insanımız. Aslında çoğunlukla kimsenin zorlamadığı kendi rızasıyla ya da şartların oluşturduğu sebeplerle hep başkaları için yaşamış insanlar günümüzün en mutsuz insanları arasında ne yazık ki.En çok yakınanlar onlar.Ben senin için….diye başlayıp biten sözler buram buram hüzün kokar hep.
Kendini önemsememiş, kendi isteklerini geçiştirmiş,hep başkalarını düşünerek yaşamış fedakar insanların huzur içinde olduğunu düşünmek zaten hayal olur.Ve ne yazık ki bu tip seçimlerle kendini unutmuş, terk etmiş çoğunluğuz biz.
Bir dokunsan bin ah işitirsin açsan sohbetini.
İstediği mesleği seçememiş, istediği insana varamamış,istediği yere gidememiş,istediği hiç bir şeyi yapamamış insanlarız biz.Sebeplerimiz farklı farklı.
Pilot olmak isterken, dalgıç olup diplerde çırpınan insanların yaşadığı ülkede mutluluğun ne şiiri yazılır ne de resmi yapılır maalesef…
ERTELENMİŞ HAYATLAR
