FOS

“Kırk yaşından küçük gençlerin bilemeyeceği, benim yaşıtlarımın ise çok iyi hatırlayacağı bir oyun kutumuz vardı bizim.Şans,talih, kader, kısmet 5 kuruş diye  bağırarak satış yaptığımız bu oyun; bir karton üzerine, 120 yuvarlak deliğin olduğu ayrı bir karton zımbalanıp, bu iki karton arasına renkli folyo kâğıdı yerleştirilerek oluşturulmuş çok basit bir düzenekti…

Delik kısımlardan alttaki renkli folyo kâğıt görünürdü. Bu deliklerdeki folyoyu kazıdığımızda, altta bir rakam çıkardı ve oynayan çocuk o rakama isabet eden ödülü alırdı. Bazen de hiç rakam çıkmaz, hediye kazanılmaz ona da “fos” denirdi,

Cebinde 5 kuruşu olan, karton tabladaki folyoyu kazır ve büyük ikramiyeyi yakalamaya çalışırdı… Ne kadar çok sayıda daire kazırsak her defasında 5’er kuruş ödenirdi. Şans Talih’in tamamını satabilirsen oynatana da bir üç, üç buçuk lira kar bırakırdı.”

Oyunun büyük ikramiyesi büyükce bir çikolataydı.Sonra, sakız,büsküvü,kos helva,kartondan gözlük,plastik saat gibi hediyeleri vardı.Parayı yeni öğrenmeye başladığımız yıllarda, ticarete bu oyunla el atmıştık.

Oyun kutusunu ağlaya bağıra ailelerimize aldırır,sonra sokakları dolanıp satmaya çabalardık.Benim uzun soluklu olmayan bu ilk ticari deneyimim oyunun ikramiye kazanamayan kişilerine dediğimiz gibi fos çıkmıştı.Çünkü ben acıma duygusu çok yüksek bir çocuk olarak  yaşıtlarımdan parası  olmayanlara oyunu parasız oynatmaya kalkmış,satış yaparken de utandığım için  oynayacak çocuk bulamadığımdan kazanç  elde edememiştim. Paranın beni pek sevmediğini o zaman öğrenmiş ve kutuda kalan tüm oyun armağanlarını bir güzel kendim yiyip,  oyuncakları çocuklara dağıtmıştım.

Şans talih,kader kısmet 5 kuruş oyununu hatırlayıp bugün niye size yazdım mantıklı bir yanıtım yok.Ancak yaşadığımız bu devri görüp, duyduklarımıza çok şaşırdığım için  yazmış olabilirim.Şansa, talihe, kadere bak ki Fos yine fos çıktı bana galiba…Dondurmam yalamadan yere düşmüş gibi şaşkınım inanın.

Kitap içinde yayınlandı