Ben hiç “mış” gibi yapamadım. Hayatla dalga geçip kafa bulamadım. Niçin bu kadar ciddiye aldım yaşamayı ve insanları bilmiyor ve kendime hayli kızıyorum bunun için.
Ama bu ciddiyetin altına muzur bir haylazlık,azıcık şımarıklık ve muziplik saklamadım da diyemem.Evet hayatı çok ciddiye aldım ama,insanları mutlu etmeyi de çok önemsedim.Hep gülsünler,hep sevinsinler de istedim.
Ne zaman coşkulu bir neşe ile dolsam,ne zaman çok gülsem çok korktum ardına ben. Hemen en ciddi halime geri koştum.Gülmeyi bile taksit taksit yaşadım sanırım.
Bu yaşa gelince anlıyorum ki,hayatın sadece eğlenceli ve basit yanlarıyla yaşamak gerekliymiş.Alabildiğine gamsız,alabildiğine duyarsız olmalıymış insan.Çünkü hiç bir fedakarlık ve yorgunluğun bir anlamı değeri yokmuş.Şimdi gereksiz bir görev bilinciyle yaktığım yıllarım için çok üzgün ve pişmanım.
Keşke bir söyleyip,bin gülseymişim bu hayatta. Şaka yapmayı, takılmayı, gülmeyi çok severdim ben.Bu nedenle belki başarabilirdim,gamsız ve dalgacı bir ruh halini.
Yapamadım olmadı.Ancak bakıyorum da bu sene kendime; ne bende şaka yapmaya gayret, ne de insanlarda gülmeye istek var. Toplumca,canınız cehenneme durumundayız.
Bazen kendimi,devlet ciddiyeti içinde arkadaşlarla sohbet ederken buluyorum.Sonradan komik geliyor bana bu halimiz.Konular ciddi, biz ciddi.Tam bir espri üretiyorum konuyla alakalı,vazgeçiyorum. İçimden gelmiyor söylemek boş ver,sus gitsin diyorum.
Ayak artık hep frende neden böyle bilmiyorum.Oysa neşeli, eğlenceli milletizdir biz.Az güler olduk az ,hüzün kastı hepimizi artık. Toparlanın azıcık.Gülmek ayıp ve günah değildir.Gülmek yasaklanmadı hala.Güldürenlerin takılalım peşine doyabildiğimizce gülelim.😂Bu hayat başka türlü güzelleşemez…

Dediler ki