Mutfakta, yapacağı komşular günü için pastalar, börekler,kekler yapan annenize çaktırmadan kek kabının dibini parmaklayıp yedinizmi siz?Ben yedim.Hatta annem kızmasın diye gizlice parmaklarımı daldırıp daldırıp kek hamuru bile aşırdım.Hamur yalama hırsızlığı yaptım.
Annemden istedikçe vermeyip; insanlara yetmeyecek kızım,karnın ağrır ben size de sonra yaparım dedikçe daha çok yiyesim gelirdi benim.Derdim pişmiş kekle değil,pişmemiş hamuruylaydı.
Kek hamur kabının dibini yalamak anneye çaktırmadan yapılan aktivitemizdi.Ev içinde kardeşimle bile tepişirdim tencere dibi için.Kim önce kaparsa o yerdi çünkü. Zira
öyle güzel tadı vardı ki, piştikten sonra o kekin o kadar güzel olmasına imkan yoktu.
İşlenip ter içinde kalan kadıncağızın tepesinden ayrılmaz arkasını döndükçe hamura parmak atar,pişme kalıbına döktüğü zaman ise kaldıysa karma kabının dibini mımcıklayıp dururduk.
Bir kapta: un, süt,yağ yumurtayla ve karbonatla harmanlanmış çiğ kek hamurunun bana bu kadar lezzetli gelmesinin tek sebebi onu annemin yapmış olmasıydı bence.Anne kurabiyesi,anne köftesi gibi anne kokardı kimi yiyecekler.
Ne zaman bir misafir gelirse, evimde hazır ikramım olsun diye yaptıklarınının bize yedirdikten sonra artanını bir yerlere saklamaya çalışsa annem bunda hiç başarılı olamamıştır.Çünkü evdeki üç mutfak faresi ,saklanan ne varsa bulup gerekeni yapmıştır.İyi ki yapmışsız,şimdi bulamıyoruz anne mamasını işte.

Dediler ki