Bugün merak edip profilime girip baktımda; 19 Mart 2026 tarihinden bu yana uzunca yazı yazıp sizinle paylaşmamışım.
Bu süre zarfında düşünmekten, gözlemekten vazgeçmedim elbette.Yazma tutkum da tükenmedi.Sadece hayalet olmak istedim. Bu süre içinde görünmeden görmek,duyulmadan duymak,yazmadan okumak, yokmuşum gibi yapmak ve umursamazlığı oynamak çok iyi geldi bana.
Hayalet olma fikrini; küçük çocuğuna söz dinletemeyen ve inadıyla baş edemeyen bir anneye,bir uzmanın “hayalet anne ol,çocuğunun inatla yaptıklarını görme,duyma ve tepki hiç verme”dediğini okuduğumda keşfettim.
Hayalet anne olunuyorsa ,hayalet yurttaş da olunur dedim başladım oyuna.Vatan topraklarında olan hiç bir şeyi umursamadım.Tüm olumsuzlukları küçümsedim,ciddiye almadım.Hiç bir şeye üzülüp kahrolmadım. Meydana gelen hiç bir kötü olay canımı yakmadı, gözlerimi yaşartıp beni yaralamadı. Şaşırmadım,ürkmedim,irkilmedim bile.İki omzumu silkip yürüdüm gittim günüme.
Yapmaz demedim kimse için,olmaz demedim olan için,imkansız demedim imkanlı kılınan için.Ohaa bu da olmaz ki diye haykırmadım hiç.Cüş bile diyesim gelmedi içimden.Sadece dünya yolculuğunu sonlandıran ünlülere hüzünle el sallayabildim.
İyi ki seçtim bu oyunu,çünkü aksi olsa; kirazın fiyatına, Natoya,zırtoya,butlana,butlanmayanaahbaba,hırsıza,kumarbaza takar kafayı kendimi yer, bitirirdim.Bitmedim bakın buradayım.Yılmadım yıkılmadım.
Bir oyun yetmezse,başka bir oyun buluruz elbette.
HAYALET

Dediler ki