HAYLAZ KUŞLAR

Sabahın erken saatlerinde uyanıp hemen evi havalandırmak için mutfak camımı açarım ben.

Sıcak olsun,sıcak olsun hava, fark etmez bir kaç dakika eve nefes aldırırım.Temiz bir havanın gelip,kirli havayı evden atmasını umut ederim.

Penceremin açılma sesine şartlanmış olan kuşlar uçuşarak kendilerini hatırlatırlar bana.Sabah kahvaltılarını ufalayarak veririm onlara.Aynı bugün yaptığım gibi.

Henüz miskinliğimden kurtulamamış,pijamalarımla muhabettimi devam ettirdiğim bu dakikalarda, sandalyeye oturur hiç kımıldamadan izlerim haylazları.

Biz hep insanları vahşi acımasız,cani,kavgacı,şiddet yanlısı diye tanımlarız ama kuşların içinde de bu tarife uyanlar var.Bu sabah biraz irice bir kara güvercin,huzur vermedi diğerlerine.Gagalayıp durdu, pervazdan itti  ve hiç ekmek yedirmedi bazılarına.

Derdi neydi,niye düşmandı kara kuş diğerlerine.Mezhep farkı mı vardı,yoksul ve fakir ayrımı mıydı aralarında yaşanan.Yoksa Türk,Kürt,Laz,Çerkes miydi iteklenen aç bırakılan kuşlar.Ya da Hristiyan Yahudi, Budist miydiler?Kara diye çok dışlandığından mıydı bu hiddeti kuşun?Ama neden bir kaçına karşıydı öfkesi.

İyilik mi ettim besin vererek, yoksa canlarının yanmasına mı sebep oldum kuşların karar veremedim ve ikilemde kaldım bu sabah.Camı tıklatıp bu acımasızlığa son vermek zorunda kaldım nihayetinde.

Her canlı şiddet seviyor galiba,insanı çok eziklemenin bir anlamı yok.Boğaz için herkes canileşebiliyor,bir kuru ekmek için çirkinleşip vahşileşebiliyor ne yazık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir