Sade yaşayan, orta halli bir memur ailesinin çocuğuyken ve memur gelirli bir aile kurduğumda yaşadığım en büyük ev 80 veya 100 metre kareliktir her halde.
Üç oda bir salondan büyüğünde hiç yaşamadım. Kaderime genelde iki artı bir dedikleri türde evler,lojmanlar denk gelmiştir.Bunları bile derlemek, toplamak ve düzenli tutmakta hep zorlandım ben.Kitabı, defteri,kolleksiyonları çok fazla olan bir eşle evli olunca; küçük ölçekli evlerde yaşamak ve tertipli olmak mümkün olmuyor ne yazık ki.Bu şartlarda bile keşke demedim.Adam olana çok bile, bunu bulamayanlar da var deyip kanaat ettim.
Ancak evlerinden geçtim belediyelerinde, bakanlıklarında,şirketlerinde,okullarında 6 bin metre karelere sığmayan,akıl almaz fiyatlı dekorlarla yaşadıkları alanları süsleyen insanları anlamakta çok güçlük çektim.
Görgüsüzlüğün,sonradan görmüşlüğün, şımarıklığın,izansız ve insafsız olmanın çirkin yanını her fırsatta düşündüm.Kendi değersiz yanlarını evleri eşyaları ile kapatmaya çabalayan kişilere çok acıdım.
Sevilmeyi,beğenilmeyi,taktir edilmeyi, saygınlık kazanmayı; evde, arabada, giyimde, mobilyada görüp kendi çiğliklerine devam eden insanlardan uzak durdum.Beni,ben yapan değerlerin gönlümden,tavrımdan ruhumdan,ahlakımdan ve inançlarımdan geçtiğini çevreme mütevazi hayatımla göstermeye inatla devam ettim.Kibirden,gösterişten ısrarla kaçtım.Egosuz sakin,dürüst bir hayatın hazzını yaşadım. Kıskanmadım ve maddi değerlerimle kıskanılmak ise hiç istemedim.
Yalılarda,villalarda saraylarda,konaklarda,şatolarda yaşasak bile,altın varaklı koltuklarda masalarda yesek içsek de sonuç yine aynı çünkü.Ölümün kriteri belli.Dünyada cenneti yaşasan da, konacağın yer bir kuru toprak.
Bu hayat ne krallar, ne firavunlar ne kraliçeler,ne imparatorlar,prensesler gördü ki hepsi şimdi yoklar.Evlerinde kocalarının gelirini zorlayan, iş yerlerinde ise devletin parasını hovardaca harcayan insanlara bu gerçekleri bıkmadan anlatmanın yolunu bulmak zorundayız.
Çünkü nice ev ve devlet lükse,zevke sefaya, gösterişe,azgınlığa, savrukluğa, ahlaksızlığa,hırsızlığa dayanamadığı için yok olmuştur.Azmış kulların sonu helak olmaktır, kurtuluşu ise yoktur.
KANAATKAR OLUN
