KIRIK

Aynada  kendime bakıp  ellerimle saçlarımı  arkaya tarayınca aklıma geldi birden saç kırıkları. Burnumu yapıştırdım iyice aynaya, baktım saçlarımın uçlarına. Kırık hiç yok.Sevindim buna.Kısa saçlı olmanın avantajı bu.

Zaten kırık olsa ne olacak çaresi var.Onu buna, bunu şuna karıştırır boca edersin başına, azıcık beklersin saçının derdini çözersin.Ya da gider kırt kırt temizlettirirsin kırıkları işin biter. Burnun,parmağın,kolun, bacağın hatta kafan kırılıyor çaresi bulunuyor.Bir kalp kırığına,derman yok bu alemde.

Saçlarımda kırık var hallet kuaförcüğüm, tırnağım kırıldı düzelt manikürcüğüm,gözlük camım kırıldı tak optikciğim. Elim kırıldı alçıla doktorcuğum.Ama kalbin kırılsa zınkkkk diye kala kalırsın. Çağıracak medet umacak, alçıya alacak, yapıştıracak, seslenecek kimse yok.

Bu kırık zor kırık.Kırana da, kırılana da aman vermez.Bence eylül de yağmurda yürüyün, kitap okuyun, uyuyun, gezin, eğlenin,müzik dinleyin ama sakın ha kimsenin kalbini kırmayın.Çünkü hiç bir kırığa benzemediği gibi Allah katında günahı da çok bu kırığın.Hoppala saçtan girdim,kavşakta yine yolu kaybettim ben.Bir kırıkçılığım,çıkıkçılığım eksik kalmıştı.Ona da el attım çok şükür.

Neyse bozuntuya vermiyeyim yazının sonunu bağlayayım bari. Sonuç olarak uslu olun,efendi olun kimsenin kalbini kırmayın.Kalp kırığı,saç kırığına benzemez kuyunuzu fena kazar.Eylül hani ayların kraliçesi denen eylül geldi.Onu yazacaktım  darma duman oldum gene.Toparlanıp yine geleyim ben.

Kitap içinde yayınlandı