Hayallerin döner, hayatların haşlanmış pirinç olduğu bir akşam yemeği sonrası buram buram tüten bir kokoreç tezgahının başında buldum kendimi.Onca direnmeme, çabalamama rağmen nasıl gelivermişim buralara hayret ettim.Hiç aklımda yoktu oysa.
👏
Set üstü kokoreç tezgahının etrafına atılmış, 3-5 masalı bir yerdeyim sahil yolunda.Cızır cızır közün üstüne damlayan yağların sevdasındayım. Satıcının tezgahdaki kesme tahtasına vurduğu tempolu bıçak darbelerinin al benisine bırakmışım kendimi.Sanki sıcak bir günde beni serin sulara bırakmışlar gibi mutluluk içindeyim.Kalabalık çok.Sıradalar insanlar.Duman dumanız hepimiz.Bekleşiyoruz.Gelen geçen bize bakıyor.Kimisi imreniyor, kimisi iğreniyor.
👏
Kokoreç ya kokoreç..Şişe sarılan koyun ince barsağındaki anlatılmaz ve doyulmaz lezzet.Baharatlarla tatlanan, yumuşacık ekmek içinde gelin kız zerafetiyle yatıp duran ve sen de ye beni diye haykıran tat.O bana bakıyor, ben ona bakıyorum.Pul pul biberleri kekikleri bağır bağır çağırıyor beni.Kaydım kayacak ,gittim gideceğim bu davete.Sabrımın sonunda,irademin en zayıf anında, siparişlerini bekleyen tezgah etrafı insanlarının içindeyim.
👏
Gözüm kararmış haldeyim.Zaten ben sokak lezzetlerini çok severim.Lüks bir restorandan çok nohutlu pilav arabası başında mutlu olurum.Geçmişte midye dolmacı kovalamışlığım da çoktur.Gözüm masa üstündeki ayrana, burnum havadaki soğan kokusuna takılı muradıma erdim ereceğim.Şimdi sıra bende.Elimi uzatıyorum çoşku dolu.Tuttum sanıp tutamıyorum.Aldım sanıp alamıyorum.Midemde bir acı yanma, aniden uyanıyorum…
KOKOREÇ

Dediler ki