“Bu hayatın kıymetini kaybedenler biliyor”dedi kadın.Hak verdim ona.Gerçekten hastalanınca sağlığımızın,üşüyünce sıcağın,parayı kaybedince paranın kıymetini bilmez miyiz biz?
Eşyanın veya insanın kıymetini bilmemiz için illa onu kaybetmemiz mi gerekiyor?Bizden gitmesi,ayrılması, terk etmesi,ölmesi mi gerekiyor sevgilinin kıymetini bilip değer vermemiz için…Yaşarken sürekli didişip,birbirinin gözünü bile oymaya kalkan evli çiflerden birinin vefatından sonra, arkada kalan eşin övgü dolu ağıtlar yaktığını çok gözlemledim ben.”Hani kör ölür badem gözlü olur”demiş ya bizim bilge atalarımız.Doğru valla.Canın kıymetini, cansız kalınca anlıyor insanoğlu.
Dostun, arkadaşın,komşunun kardeşin,sırdaşın,ananın babanın,evladın değerini onlarsız kalınca anlamak ne kadar acı.Neden böyleyiz biz?Neden doğru zamanda doğru davranışlar yapamıyoruz?
Son 2-3 yazımda sizlere çok sık soruları sorduğumun farkındayım.Dilerim bu durum sizi fazlaca bunaltmaz. Bilmenizi isterim ki soru şeklinde belirttiğim düşüncelerimin yanıtları bende de yok.Üzerinde düşünüp pek ikna olmamışım ki sizlerden medet umuyorum.Ancak siz kendinizi sıkıntıya sokmayın yanıt vermek için.Düşünüp hatadan dönmeniz yeter ve artar bile bana.
Sizlere katkım olsun diye yazıp duruyorum görüyorsunuz. Dilerim benim bu gönüllü eğitimciliğimin yanında ; sizlere belki teyze, belki abla ,belki nine ve belki kardeş içtenliği ile giriştiğim çabamın kıymetini beni dört kolluya tıkınca anlamazsınız😆
Şaka bir yana elbette ama benim bu yazımı okuma nezaket ve sabrını gösteren sizlerin yarınlarda keşkesiz günleriniz olsun diye küçücük uyarılar belki yazdıklarım. Ukalalık sanmayın,hadsizlik saymayın,okuyun geçin gitsin arkadaşlarım.Yeter ki siz bugün ve yarın çok huzurlu ve mutlu olun…
