Beni sevmekten niye vaz geçtin diye bir kez daha sordu kendi kendine?Aslında bu sorunun muhatabı kendi değildi,ama muhatap ortada yoktu ki artık, ona sorsun.
Sabahın erken saatinde evden çıkmış,kendini koyu bir alışkanlıkla her hafta sonu gittiği göl yolunda bulmuştu.O gün de yalnız ve özlemliydi.Yanıtını hala bulamadığı bir soruyu yüreğine koymuş insanların arasına katılmıştı.Arabasını sürerken hep yaptığı gibi defalarca sordu o soruyu mırıldanarak.Beni sevmekten neden vaz geçtin?
Göl kenarındaki kafede boş masa çok azdı o hafta sonu.Pastırmadan, sucuktan dem vuran kasım sıcağında güneşi gören Ankaralılar; deniz yerine koydukları Gölbaşında suyun etrafına doluşmuşlardı.
Belediyenin yürüme,koşma binme amaçlı hazırladığı pankurlarda iğne atsan yere düşmezdi o gün. Kıyı boyu açık olan, değişik isimli mekanlar bedavaya mal dağıtılırcasına doluydu cumartesi günü.Oturanlar masaları,yürüyüp koşanlar yolları doldurmuştu. Bebeğini arabasına tıkıştırmış anneler,kırıta kırıta sahil sefası yapıyorlardı.Eline top verdikleri ilk çocukları, top peşinden koşup suya düşmesin diye babalar çocuk bakıcılığı yapıyordu.
Haşlanmış mısır satan esnafın etrafa yaydığı muhteşem koku,insanı cezbediyordu iyiden.Kağıt helva elli lira diye bağırıyordu,omuzundaki sopayla dolanan çocuk.Kalk al dedirtiyordu çubuğun ucunda ve naylon torba içinde sallanan helvalar.Arasına dondurma koyup yediği yaz günlerindeki gibi, şeytan planlarını yapıyordı o helvalara bakarken. Ama şeytana küstü ne zamandır, dinlemeyecekti bu kez onu.Şeytana uymaz olmuştu nicedir.
Sabah geldiğinde yediği soğuk sandviçten sonra içtiği üçüncü duble çayı da bitmek üzereydi.Hani tiryakilerin dudak payı dedikleri miktarda çay kalmıştı bardağında. Kafede self servis uygulamasının kullanılması, can sıkıcıydı aslında.Her biten bardak sonrası sipariş bölümüne gitmek, sıraya girmek ve arzu ettiklerini tepsiye koyup gelmek zorlayıcıydı.
Yer bulamamış,ya da bulduğu yerden memnun kalmamış yakın çevre müşterilerinin masadan ne zaman kalkarsın dercesine bakışları çok rahatsız ediciydi zaten.Bu ortamda yeni bir çay almak için masayı terk etmek hiç akıllıca gelmiyordu kendisine.
Bardaktan aldığı son yudum sonrası,kaşık işsiz,bardak boş ona bakıp duruyordu masada. Hadi kalkta oraya biz oturalım dercesine gözünü kendisine kaydırıp duran sahte şarışın kadının takibindeydi dakikalardır.Masadan kalksa tekrar boş bulamayacağını biliyordu.
Bu yüzden yerinden kıpırdamayacak bir tane daha çay içmeyecekti. Şu kendini gerdirmiş sarı kadını oturturmayacaktı göle en güzel yerden bakan bu masaya.
Zaten oturduğu masa onundu.Masa onu bilirdi,o masayı.Ne çok söz ve anı saklarlardı beraberce.En sevdalı,en mutlu,en çoşkulu yaşlarının tek tanığıydı belki de bu masa.Ellerini sıcacık tutan elleri,kulağına ulaşan nefesleri, yanak dudak arası kondurulan buseleri ve sevdalı bakan gözleri bir kendi bilirdi bir de bu masa.
Aynı sol omuzunun üstünden gördüğü;kucak kucağa otururcasına sarmaş dolaş olmuş genç çift gibi kördüğüm günleri olmuştu onun da bu masada.Birbirini bulmuş ve asla kaybetmeyecek sanan bu sevgililer gibi o da yaşamıştı ilk aşkını. Sıcak havalarda,hafta sonları hep sevdiği ile gelmişti bu restorana ve bu masaya.
Masaları dolu olunca,başka yerde otursalar bile yine masalarına kavuşacak zamanı kollarlardı sevgilisiyle.İlk geldikleri gün oturdukları bu koltuklu masayı çok sevmiş,çok rahat ederek yapışık oturmuşlardı günlerce.Üniversite yılları boyunca ilkbahar ve yaz aylarında bıkmadan usanmadan baş başa kalabildikleri en huzurlu yer olduğu için hep Gölbaşına gelirlerdi.
Ama artık o günler çok gerilerdeydi. Kendisi yine geliyordu Gölbaşına ama yalnız. Yanıtını bulamamış bir soruyu gönlüne koyup ,tanıdık bu yere geliyordu hep.Geçmişin tanığı olan masaya oturuyordu. BENİ NİYE SEVMEKTEN VAZGEÇTİN? diye sorup duran kadına masa yanıt vermiyordu ne yazık ki.
Peki sizce bu kadının sevdiği, onu sevmekten neden vazgeçmiştir.?Bana bir fikir verebilirmisiniz?Hayal gücünüzü yoklayıp bu öykününün yazarı siz olsanız bu soruyu sorup duran kadına hangi yanıtı uygun görürdünüz.
Neden sevmekten vazgeçmiştir sevilen?
NEDEN?

Dediler ki