Annemin yaptığı börek ve keki özenle yerleştirdiğim piknik çantama ; çatalımı ,kaşığımı,bardağımı ve bezden peçetemi de koyarak sevinçle evden çıkmıştım.
Kulağımda annemin tüm öğütleri dolanıp duruyordu.Velilerden ayrı ilk piknik gezim olacaktı.Heyecan içinde koşarak gitmiş, okulumuzun bahçesinde öğretmenim ve sınıf arkadaşlarımla buluşmuştum.
Ankara Atatürk orman çiftliğinde içinde hayvanat bahçesinin de yer aldığı, yemyeşil ağaçlarla bezenmiş piknik alanına yapacağımız gezi için çoşku dolmuştum.
İlkokulun bitişine günler kalmıştı. Bitirme sınavlarına girmeden sınıfça piknik yapıp eğlenecektik. İlkokulu ortaokulu ve liseyi bitirirken en az 6 dersten sınava girmek zorunda kalan son yaş grubu bizdik.Bizden sonrakiler bu çileyi çekmemişlerdi.
Sıcak bir Haziran günüydü. Öğretmenimizin ayarladığı takur tukur sesler çıkaran bir belediye otobüsüne binmiş,bağıra çağıra şarkılar söyleyerek,Atamızın bizlere bıraktığı bu güzel yere gitmiştik.
Çantalarımızdaki mis gibi yiyeceklerimizle donattığımız çimen üstü sofralarımızla yedikçe çok mutlu olmuştuk.Yakan toplar,istoplar oynamış,ilk kez gördüğümüz hayvanlarla tanışmıştık.
Kocaman ağaç gövdelerine dokunmuş,gölgelerine sığınmış çok eğlenmiştik.Saklambaç ve kovalamaca oynamış öğretmenimizi hatta ona yardım eden öğretmen arkadaşını hayli bağırtmıştık.
Atatürk orman çiftliğindeki bu piknik alanı benim hayatımın diğer yıllarında da hep yerini aldı. Öğrencilerimi, yeğenlerimi bolca oraya götürmüş güzel anılar yaşamıştım.Çünkü tüm Ankaralıların çok sevdiği bir mesire yeriydi oralar.
Sonraları yıktılar kestiler,yok ettiler. Abuk subuk heykel oyuncaklar diktiler piknik alanımıza.Ağaçlar yok oldu.Güneşin altında kabak kaldı her yer.
Şimdilerde şu meşhur Anka park için yıkılıp talan edilen,yeşile, gölgeye kahkaya,eğlenceye, sevince hasret bırakılmış bu yere dün geçerken yavaşlayıp uzunca baktım.Çok çirkindi çok.Kırık, dökük korkunç hayvan figürleri bakıyordu bana.
Diktiği dinazorların gözlerinde ışık kalmamış diye söylenen eski belediye başkanının kulaklarını çınlattım o an. Orayı yok ederken keşke bizim gözümüzde kaybolan ışığı da fark etseydi dedim.Yine çok üzüldüm.
PİKNİK

Dediler ki