Bilmiyorum içimizde sobalı evde oturan var mı?Yaşıtımsa nız mutlaka vardır da,genç iseniz biraz zor bu soruya evet demek.
Çünkü son yıllarda sobalı evler azaldı ve yerlerini doğal gazla ısınma aldı.Kombiler artık evlerimizin baş köşesinde. Kömür alıp taşıyan ve yakan büyük kentlerde yok artık.Hiç birimizin kış boyunca iliği kemiği ısınmıyor bu yüzden .Hep üşüyoruz,hep ısıyı düşük tutma gayretindeyiz. Paralarımız yanmasın diye.
Oysa sobalı evlerimiz öyle miydi.Evet belki her yer aynı anda ısınmıyordu. Fakat sobanın olduğu odamız da çok güzel ısınırdı.Hele soba yanına oturunca buzlarımız çözülürdü.
Soba üstüne mandalina veya portakal kabuğu koyup kokmasını beklemek çok zevkli olurdu.Hele kahvaltıda annemizin sobada kızartığı ekmeği yiyip,çayı içmenin tadı hiç bir şeyde olmazdı.Odalardan giysileri kapıp soba kenarında dizilip ısıtarak giymek, hatta bazı odaları kış boyu kapatıp, sobanın yandığı alanda yataklar yapmak en büyük eğlencemiz olurdu.
Sobanın kovasını çıkarmak, dökmek,boruları takmak sökmek ev halkı ve özellikle evin annesi ve babası için külfetli olsa bile,bir kalorifer asla sobanın neşesini bizlere yaşatmadı.Mutfakta bulaşık yıkayan ablamızın donmuş,morarmış ellerini sobadan başka ne kendine getirirdi çabucak.
Soba yanına evini kuran miskin kediler gibi,yer kapardık sobamızın sıcağında.Işıkları sönük bir odada soba alevinin çıkardığı sesi dinleyerek ışığına bakarak mis gibi uyumak isterdim yine.
Babam yine kestane pişirseydi soba üstünde.Çıtır çıtır yansaydı yine sobamız,annem soyduğu mandalina kabuklarını koysaydı yine üstüne.Odamız mis gibi koksaydı.Mutlu ve sıcacık uyusakdık koyun koyuna hepimiz.

Dediler ki