Bir sosisli sandviç yemenin hayatımızdan 36 dakika kaybettirdiği açıklandı dün. Bu gibi kimi ilgilendirdiği belli olmayan ve kimin işine yarayacağı hiç anlaşılamamış binlerce araştırma sonucu dolaşıyor ortalıkta.Ben de kese kağıdı veya poşet üstüne kadar her yeri okuduğumdan rastlıyorum böyle absürt açıklamalara.
Benim hayatımın ne kadarı sosisli yüzünden heder oluyor onunla hiç bir alakam yok.Fakat benim sosisli sandviçle tahmin bile edemeyeceğiniz kadar çok yakın bir geçmişim ve vazgeçemediğim bir sevda hikayem var.Sosisli ile ben tutkulu bir aşk ile bağlıyızdır birbirimize.İlk aşkımdır. Vazgeçemem ve çok özlerim onu. Yiyemediğimde hep eksiktir duygularım.
Çıtır sandviç ekmeğinin içine nazikce yatmış sosisi kepçapla renklendirerek, rus salatası ile tatlandırarak ve yanına turşu katarak yemenin rakibi yoktur. Hatta arzuya göre hardalanmış bir sosisli için cinayet bilem işler insan.
İlk yediğimde liseye başlamış bir genç kızdım.Elimdeki renkli karmakarışık yiyeceğe bakmış,hart diye kıyıdan ısırmıştım. Acemiliğimi anlayan sosis, ketçap yatağından kayıp fırt diye dışarı düşmüştü.Lisemizin yakınındaki ayak üstü lezzetler büfesinde davul olmuştum ben.Sonraları burnuma, yanağıma bulaştırmayı başararak ama sosise sahip çıkarak aşkımı yaşadım.Hiç bıkmadım usanmadım.Nerde bulsam icabına baktım.Memleketimdeki sosislinin kralını yapan özel yerimi özledim.Onsuz zamanlarımı kokoreçle doldurdum bu yaz.Ama az kaldı biliyorum vuslat yakındır.Sosislim ve ben taşkın bir sevda ile birbirimizin kollarında bitireceğiz hasreti.
SOSİSLİ SANDVİÇ

Dediler ki